| Yazar | : | Benedict Curipeschitz |
| İsbn | : | 9751602033 |
| Yayın Tarihi | : | 1989 |
| Dil | : | Türkçe |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Türk Tarih Kurumu |
Curipeschitz'in "Orta Almanca"sından* çevirdiğimiz günlüğü birkaç yönden önem taşıyor. Bunların başında, Kanuni döneminde Osmanlı İmparatorluğu ile Nemçe arasındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin ışığında yabancı gözüyle Osmanlı Devleti'nin gücü üzerinde bir fikir edinme olanağı geliyor. Ayrıca padişahın ve devlet ileri gelenlerinin elçi kabulü üzerinde oldukça ayrıntılı bilgi sağlıyoruz. Ancak XVI. yüzyılın ilk yarısına ait olan bu yapıt daha çok balkanların coğrafi, topografik ve etnografik anatomisini çizmesi yönünden ağır basmaktadır. Günlük yazarı, tarihsel bilgi vermek için yer yer halk arasında dolaşan söylentilere ya da hikâyelere yöneldiğinden tarihsel gerçeklere aykırı sonuçlar aktarmaktadır. Hıristiyanlık dünyasının "gözlerini açmak" yolunda oldukça coşkun bir üslupla kaleme sarılan bu yapıtın yazarı doğal olarak Türkler aleyhinde de bulunmaktadır; ama istediği zaman da dikkatli bir gözlemci olduğunu okuyana hissettirmektedir.
Bu yazmanın yardımcısının kitabın sonuna koyduğu "Ek" bölümünü çevirmedik. Burada, Kral I. Ferdinand ile İstanbul'a elçi olarak gönderilen Joseph von Lamherg arasında yapılan hukuksal bir anlaşmanın metni verilmektedir. İki bölümü içeren bu anlaşma, her iki elçinin gönderildikleri yerden geri dönememe olasılığı düşünülerek mal ve mülklerinin korunmasını, bakımını ve varislerin zarar görmemesini sağlayacak bir garanti belgesi niteliğini taşımaktadır. Türk okuyucusu açısından ilginç olmadığından çevirmeyi gerekli görmedik.
Yayımcının dip notları yansıra, çeviriye tarafımızdan dip notları eklenmiştir. Bu kısa notlar Türk okuyucusu için aydınlatıcı özet bilgileri kapsamaktadır.
Yayımcının metninde, çerçeve boşluğunda yazmanın varak numaraları gösterilmiştir. Bu çeviride, okuyucunun yazmayı da izlemesini sağlamak düşüncesiyle, hem yazmanın varak numaralarını, hem de 1910 baskısının sayfa numaralarını belirtmeyi doğru bulduk.
Yazmada aynı kişiden ya da yerden söz edilmesine karşın, değişik biçimde yazıldığı izlenir: örneğin, Ubuvatz, Ubovatz, Ubavatz gibi. . . Yayımcı bu değişik harf düzenlerini olduğu gibi bıraktığından, çeviride de aynı yol izlenmiştir. ÖZDEMİR NUTKU