| Yazar | : | Reha Çamuroğlu |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 1991 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 152 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Ant Yayınları |
YENİÇERİLER ve BEKTAŞİLER...
Yeniçeri Ocağı'nın tarihimizde özel ve önemli bir yeri var. Ve bu güne dek üstüne yapılmış araştırma da yok denecek kadar az.
Yeniçeri Olgusu, hem Osmanlı tarihi açısından hem de Anadolu'da Alevilik-Bektaşilik olayı açısından çok önemli bir olgudur.
Osmanlı tarihçileri birçok konuda olduğu gibi bu olayın değerlendirmesinde de oldukça tek yanlı yazmışlardır.
Alevilik ile Yeniçerilerin ilişkileri ise çok yetersiz eksik ve rivayetler düzeyinde kalmıştır. Yeniçeri ocağının Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kurulduğu vs. tarzındaki düşünce ise bambaşka bir bakış açısını ele veriyor.
Hacı Bektaş-ı Veli düşüncesini az çok tanıyan biri olarak; Bektaşilikteki barışçı, insancıl, kardeşlik aşkı ile dolu ve insana asla zarar vermeyen, insanı dünyasının Kâbe'si yapan bir düşünce ve inanç sistemi ile Osmanlı Padişahlığının vurucu silahlı gücü olan yeniçerileri bir türlü bağdaştıramazdım.
Nasıl olunur da hem Bektaşi olacaksın, hem yeniçeri. Bunu bir türlü anlayamazdım.
İşte değerli araştırmacı Reha Çamuroğlu; elimizde tuttuğumuz bu araştırması ile bu olaya parmak basıyor. Bir dizi kaynaktan edindiği bilgileri bizlerle paylaşıyor. Olayı doğru değerlendirmek için bize çok önemli ipuçları, belge ve bilgiler veriyor.
Yeniçeri Ocağı, tarihimizde büyük acılar yaşanarak oluşturulan ve ne yazık ki gene büyük acılar verilerek yok edilen bir garip olaydır. Belki sosyal tarihte ender rastlanan bir olgudur.
Yeniçeri ocağının kuruluşunun veya yeniçeri olunmasını Reha Çamuroğlu araştırmasında çok çarpıcı olarak şöyle anlatıyor:
"Bir köyde yaşıyor, Grekçe, Sırpça ya da Bulgarca konuşuyoruz. Hiç birimiz Türkçe bilmiyoruz. Türkler tarafından yönetildiğimizi ve onlardan korkmamız gerektiğini, onların atla dolaştıklarını, Müslüman olduklarını, sarıklar sardıklarını da biliyoruz...