| Yazar | : | Zeyyat selimoğlu |
| İsbn | : | 9754581592 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 101 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T. İş Bankası Kültür Yayınları |
"En azından bir yabancı dil bilseydim işim daha bir gelişmiş olurdu." Babamın sesiydi bu; Maliye ve Hukuk mezunuydu ama yabancı dil bilmemenin üzüntüsünü çeken bir insandı. Durup dururken bir sırası gelir, yukarıdaki tümce ağzından dökülürdü. Bu eksiklik duygusunu çocukları taşımasın diye herhalde, üçümüzü de yabancı dil eğitimi veren okullara verdi. Ablamı Notre Dame de Sion'a, ağabeyimi Galatasaray Lisesi'ne, beni de Alman Lisesi'ne... Beyoğlu Parmakkapı 29. İlkokulu bitirdikten sonra Alman Lisesi'nin hazırlık sınıfına girdim. Yıl 1936! O tarihlerde yabancı dil öğreten bir okula girmek hiç de sorun değildi. Alçakgönüllıü bir aylık ücreti ödemeyi göze aldı mı baba, çocuk kendini hazırlık sınıfında buluyordu. Şimdi, yabancı dil öğreten bir okula girebilmek için çocukların ve çocuklarla birlikte ana babaların neler çektiğini görüp duydukça, bir yarış pistine döndürülmüş dünyamızın gittikçe daha zor yaşanır bir gezegen durumuna girdiğine inanasım geliyor. Öyle bir gezegen ki, içine düşürüldüğü sorunların günden güne daha da çetinleşmesi, daha da ağırlaşması sonucu, ekseni çevresinde düzenli dönmeyi başaramayacak, sırtındaki yükü artık taşıyamayıp ekseni çevresinden fırlayacak, içinde bulunduğu boşluğun sonsuzluklarına doğru hızla kayacak, üzerindekilerle birlikte izini yolunu kaybettirecek, küçüle küçüle yok olup gidecekmiş gibi.
Tünel'deki okula ya yürüyerek ya da o zamanki araçla, tramvayla giderdim. Sırası gelmişken: Günümüz İstiklal Caddesi'ne yine Taksim-Tünel arasında işleyen bir süs tramvayı konmasını hiç mi hiç anlayamadım. Beyoğlu'nun trafiğe kapatılıp salt yayalara açılması elbette yerinde bir girişimdi. İşlek bir alışveriş caddesinin trafiğe kapatılmasının Avrupa'da da çok örnekleri var. Bunda gözetilen amaç, yayaların karşıdan karşıya geçmelerini rahatlatmak, araç korkusu çekmemelerini sağlamaktır. Oysa bu amaç günümüz İstiklal Caddesi'nde gerçekleşmiş olmuyor. Caddenin ortasında uzanan rayları sadece görmek bile, bu amacı zedeliyor, yayaların rahatını kaçırıyor. Bir tür Disneyland gösterisi uğruna yayalara verilmiş olması gereken huzur budanmış, geri alınmıştır.