| Yazar | : | Nimet Arzık |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 1987 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 160 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19 cm |
| Yayınevi | : | Mızrak Yayınevi |
1986 yılının ANAP iktidarı, güvenlik konusunda ilk kez, kendi uygulamalarının sonucuyla göz göze, diz dize kalmıştı Antalya da, sorumluluğu, sıkıştırılmış ola, gevşetilmiş ola, hiçbir yönetime yükleyemeden.
Antalya valisi Bahaeddin Güney, bazı polisiye filmlerde görürüz, sanki araçla düz duvar arasına sıkışmıştı.
"Olay yok" demekle, olay yok olmuyordu.
Nankör teknoloji... Uğruna, uygarlığı uygarlık yapan değerleri tekmeler dururuz. Sen, nakşet banda, olanı biteni, baştan sona!
Olay duruyordu, Bahaeddin Güney yok olmuştu. En törensel stilde:
"Görevimin dimdik başındayım" desin dursun. (Dedi mi, onu da bilemem.)
Ama cop dostumuz, muhalefetin bazı milletvekillerinin, dokunulmazlığını bir hayli kaldırmıştı, onlardı valinin peşinde koşuşanlar.
Emniyet Müdürünün de adı - Bol-at ti.
O da:
- Olay yok, demişti.
Gelgelelim genç Siirt milletvekili, Abdürrezzak Ceylan, Talya otelinin geniş televizyon salonunda, tek ayak üstünde zıplayıp, pantolonunu dizine kadar sıyırıyor, zaman aktıkça, renk değiştiren cop izlerini, görmek isteyene de, istemeyene de, sunuyordu. Bellerine kadar çıplak başka vatandaşlar da, ayni kaynaktan esinlenen izleri dolaştırıyorlardı, yavaş yavaş basının ve meraklı vatandaşların doldurmaya başladığı odada.
"İnkâr yiğidin kalesidir" der Anadolu. Ne çok çekmiş, bunca bilgiyi kümelemek için dağarcığında! .
Kınayamıyordum kimseyi, vali dahil. Bizim eğitim ve gelenek, bir sistemi savunmaya, hazırlamaz insanı.
En yüksek mülki amirin elbette bir alt görüşü vardır, bir üst görüşü vardır...