| Yazar | : | Sevan Nişanyan |
| İsbn | : | 9789759169770 |
| Yayın Tarihi | : | Ağustos, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 447 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Kırmızı Yayınları |
Bu kitapta, yetmiş yılı aşkın bir süreden beri Türkiye'de pek popüler olmayan bazı görüşleri savunmaya çalıştım. Geriye baktığımda, beni bu çalışmaya sevkeden başlıca üç hareket noktası buluyorum.
Hepimiz, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüz yılını bir gerileme ve çöküş dönemi olarak tanımlayan bir düşünce ikliminde yetiştik. Yıllar içinde Anadolu'yu gezmek ve tanımak fırsatını buldukça, bu anlayışın yetersizliğiyle adım adım yüzleşmek zorunda kaldım. Cumhuriyet'ten önceki yüz yıl, gerçekte Türkiye'nin taşrasına, hiç yabana atılmayacak bir kalkınma ve ilerleme çağı olarak yansımıştı. Dönemin mimarisinden, günlük yaşama ait nesnelerinden, kurumlardan ve anılardan bugüne kalanlar, belirgin bir yükselme ve iyimserlik dönemine işaret etmekteydiler. Cumhuriyetin ilk yirmi otuz yılı ise, taşraya ekonomik ve kültürel bir duraklamadan, hatta çöküş ve çözülüşten başka bir şey getirmemişti.
Önce belirsiz bir kuşku olarak filizlenen bu gözlem, zamanla zihnimde kesinlik kazandı. Türkiye'nin 1950'den bu yana yaşadığı fırtınalı gelişmede aksak ve yanlış olan bazı yönlerin kaynağını, ne 1950 sonrasında, ne 1914 öncesinde, fakat ikisi arasındaki duraklama döneminde aramak gerektiğini düşünmeye başladım.
Araştırmamı yönlendiren ikinci unsur, son yıllarda yükselen İslami radikalizme karşı, kendini laik düşüncenin temsilcisi sayan kesimin sergilediği inanılmaz sığlık ve saldırganlık oldu. "Atatürkçü düşüncenin" çağdaş sözcülerini izledikçe, bende, bu zihniyetin ardındaki düşünsel temelin pek sağlam olamayacağı kuşkusu pekişti.
İslamcıların, yüzyıllardır kendini yenilemeyi başaramamış bir ideolojinin yardımıyla vermeye çalıştıkları cevaplar belki yetersizdi. Ama sordukları, sormaya çalıştıkları, sormaya cesaret ettikleri temel soru hafife alınacak bir soru değildi…