| Yazar | : | Beşir Ayvazoğlu |
| İsbn | : | 9754371687 |
| Yayın Tarihi | : | 1996 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 142 |
| Ölçü | : | 12 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Ötüken Neşriyat |
Türkçede en sevdiğim kelimelerden biri "ev"dir.
Bütün dünyamızı sanki bu tek hecelik kelimeye sığdırmışız. Evlenmek fiilinin de ev'den yapılmış olması herhalde tesadüf değildir. Bütün eski hayatımızı "ev" leitmotiv'i etrafında ele alarak tahlil edebilirsiniz. Dış dünyanın hay u huyundan uzakta, sadece bizim olan, sadece bizim hükmümüzün geçtiği, kıskançlıkla koruduğumuz bir mahremiyet çerçevesi, kısaca, bir yaşama biçimidir ev.
İç-Asya'dan kopup gelen Türk boyları, yerleştikleri yeni coğrafyayı kendilerine göre şekillendirerek içinde yaşayabilecekleri bir ev haline getirmişlerdir. Fakat coğrafya da, sahip olduğu değerleri yeni sakinlerine aşılayarak kendisine benzetmiş, böylece "manzarası, mimarisi ve halkı arasında halis ve tam bir ahenk" bulunan bir vatan doğmuştur.
Anadolu fatihlerinin çocukları, yaklaşık bin yıl, bu evi daha rahat yaşayabilmek için genişletmeye, güzelleştirmeye çalıştılar. Ve muhteşem bir miras bıraktılar torunlarına.
Şiddetli zelzelelerle sarsılmaya başladıktan sonradır ki, evin bazı çocukları, yok olma korkusuna kapılarak kaçtılar. Aslına bakılırsa, Batılılaşma tarihimiz bir "evden kaçış" tarihidir. Yahut evden kaçış yolları arayan yeni hevesler peşindeki çocukların iki yüz yıllık macerası. Yahya Kemal de bu kaçaklardan biriydi. Fakat evde kalanları zelzeleyle baş başa bırakma şuursuzluğundan tez uyandı ve "eve döndü". Artık evin şiirini yazacaktı. Biliyordu ki, ev, ancak içinde yaşayanlarla evdir.
Yahya Kemal, yerine bilmem kaç katlı bir apartman dikmek için şuursuzca yıktığımız, hatıralarımızı da beraberinde götüren evin güzelliklerini -geçmişin tuzaklarına düşmeksizin- terennüm eden son şairdi. Bu bakımdan o, yaşadığımız kültür kargaşasında hala zaman zaman kendisine iltica edilebilecek büyük bir şairdir. Şiirlerinde evin sıcaklığı ve hatıralarımızın ebedi bir şimdide donup kalmış tazeliği yaşar.
İçinde yaşadığımız çağda, onun şiirindeki ev sıcaklığının rüyasını bile görmek mümkün değil. Sürekli bir parçalanışı yaşıyor, sürekli yalnızlaşıyoruz...