| Yazar | : | Burhan Felek |
| Yayın Tarihi | : | 1957 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 96 |
| Ölçü | : | 12 x 16,5 cm |
| Yayınevi | : | Akbaba Yayınları |
VATANDAŞ AHMED EFENDİ
Sıcaklar adamı terletir... Cereyanda kalırsa soğuk alır. Aksırır, tıksırır... Dikkat ederse soğuk almaz... Sıcak alır... Beynine vurur. .Asabı gerilir. Her şeye hiddet eder. Neye hiddet eder? Her şeye içerler. Yolda giden adamlara, yolda duran adamlara, tüküren adamlara, tükürmeyen adamlara, ağlıya çocuğa, bağıran kadına, vapur düdüğüne, "yağlıboyaaa!" diye yol istiysen hammallara... Yellim yellim sokakta gezen kadınlara... Ağzını örten bacılara... Zerzevatçı dükkanından kara yüzünü havaya diken patlıcana, buruşmuş bamyalara, kol gibi boy gösteren asma kabaklarına, başkaları hesabına kızaran domatese, "tatlıyım" diye ağzımıza girip dilimizi yakan bibere, hala kendini nimetten saymakta devam eden fasulyeye, rengi yerinde, fakat ekşi tabiatlı tüylü tüysüz şeftalilere, cırtlak eriğe, armuda... Akçesine de, Mustabeyine de... Ahlatına da... Hışırından geçkinine kadar karpuza, keleğinden olgununa kadar kavuna kızar. Olur mu?.. Olur. Bir kere insanın siniri oynamasın; ateş başına vurmasın.
Ahmed Efendi... kendi halinde bir vatandaştır. Ne oburdur, ne yeleze... Ne sessizdir, ne geveze. Vakit geçirmek için 33'lü tesbih çeker, kabak çekirdeği yer, pehlivan masalları okur... Karınca seyreder... Köprüden sarkıp, delikten geçen teknelerin içine tükürmek merakıdır. Kirletmek için değil, bakalım nişan alabiliyor muyum diye? . Kimseye zararı yoktur. Kendine bile! Şurasına burasına konan sinekleri mecbur kalmadan kovmaz. Sakin bir adamdır. Amma bu yaz... Biraz başını dinlemek istemişti. Baş nasıl dinlenir? . Bunu herkes kendine göre yapar... Kimisi 24 saat gramofon çalar. Kimisi 24 saat çocuğu ağlatır... Kimisi 24 saat uyur, Kimisi 24 saat kâğıt oynar... Kimisi 24 saat önüne gelenle kavga eder...
Vatandaş Ahmed Efendi, sessiz sedasız bir yerde oturup nefes almak ve düşünmeden başını dinlemek ister. Bunda da hakkı vardır. Çünkü vatandaş Ahmed Efendinin başı büyük değildir. Aklı da karaborsacı parası gibi bol değildir. Bazan beş kere beşin ne ettiğini bulamayacak kadar yalınkatlaşan beyni bir küçük ayva kadardır. Eti ne, budu ne? .