Uygarlıkların Kenti İstanbul'dan Hüzün İkonaları
| Yazar | : | Gürol Sözen |
| İsbn | : | 9752706924 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 72 |
| Ölçü | : | 23 x 29 cm |
Neden böylesine bir ad?
Doğrusu ben de bilmiyorum! Bir öykünün, şiirin, masalın, çizginin, suretin adı olursa nesi değişir; içerisinde aylak bir rüzgar dolaşıyorsa? Sonsuz boğanın adı mı var sanki! Üstelik, görkemli manyasının her zerresinde yeni bir hayat ve ölüm saltanatını sürdürüyor ve "kiraz çiçek açıyorsa aykırı dal üstünde”. KİMBİLÎR!... Belki, içimiz rahat etmiyor, yaptığımız işi adlandırmadığımızda.
Eş dost ne der sonra? Kendimizi kendimize anlatmanın bir yolu bu belki; adsız dolaşmamak!
Hüzün ikonaları...
Günler, aylar, yıllar: Geceler ve gündüzlere, coşku ve hüzünleri de ekleyelim. Tüm bu büyük volculuktan ne kaldı geriye? Kendimizden saklanırken; beklentilerimiz, umut ettiklerimizden hiç birinin gelmediğine tanık olurken...
Sevinç ve hüzün sarkacın iki yakasi; seçimi bize ait olan.
Ama ne garip!
Her gün yeniden
çarmıha geriliyoruz yeryüzünde.
Sahi, çağımız, ölüm emrini başkalarına çıkarıp, vahşetin kapılarını ardına kadar açarken, kendini çarmıha mı geriyor? Gökyüzü, sular ve kuşların sesi, sevinci kirletilirken, kimler keyifle seyrediyor arenada?
Belki bu nedenle, yılların tortusu gelip oturdu Hüzün ikonaları’ adıyla, suretlerin baş köşesine, inanın, yapabileceğim başka bir şey yoktu! Çünkü gün doğumu ve batımı arasındaki uzun çizgide, nereye dönsem gülümseyen dudaklar ve dalgın gözler aynı yüzden bakıyorlardı bana. Kendimizden bile kaçırdığımız, aynaların karşısında bile taktığımız maskı çıkarmadan kime neyi anlatabilirdik? Belki de tam tersi: Maskı taktığımızda, her şeyi kendimize rahatlıkla anlatabilirdik! Kim bilir, ben hayatın yalancısıyım? e bir de.. Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve binlerce vıldan beri kültürlerin konup göçtüğü, uygarlıkların hüküm sürüp paylaştığı toprakların boyacısıyım...