| Yazar | : | Besim Çeçener |
| İsbn | : | 9789752561021 |
| Yayın Tarihi | : | 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 120 |
| Ölçü | : | 28 x 28 cm |
| Yayınevi | : | Kaknüs Yayınları |
Üsküdar'la ilgili olarak yapmaya çalıştığımız bu araştırmanın tam bir monografi olamayacağı kuşkusuzdur. Esasen monografik bir çalışmayı sınırlamak da olanaksızdır. O nedenle bu çalışmaya monografi demekten çok, kişisel gözlemler veya anılar demek daha doğru olur kanımızca. Ele aldığımız alan ise, bugün Üsküdar'ın yoğun yerleşme bölgesi olan, idari bölümlemede "Üsküdar Merkez Mahalleleri" diye adlandırılan kısmıdır.
Üsküdar'ın hangi tarihte ve kimler tarafından kurulduğu hususu henüz kesinlikle bilinmemektedir. Bilinen, Fikir Tepe, Kadıköy ve Üsküdar'ın, Bizans olarak isimlendirilen Suriçi'nden evvel de var olduğudur. Üsküdar'a ait güvenilir en eski bilgi M.Ö. 508 yılında Pers imparatoru Dara'nın hükmü altına girdiği hususudur. Bu seferde Dara'nın Boğaz üzerine gemilerden oluşan bir köprü yaptırdığı bilinmektedir. İkinci önemli bilgi ise, Isparta ordusunun M.Ö. 404 yılında Perslere yenilgisi üzerine kaçan 10.000 askerin Trabzon üzerinden Üsküdar'a geldiği ve burada bir süre kalıp ellerindeki ganimetleri yerli halka sattıklarıdır.
Tarihi hususundaki bu belirsizlikler Üsküdar'ın adının kökeni için de söz konusudur. Üsküdar'ın eski ismi Krizepolis (Chrysopolis)tir. Yani "Altın şehir"dir. Bu adın Perslerin bu yeri Anadolu'dan topladıkları altınları sakladıkları yer olması dolayısı ile verildiği iddia edilmektedir. Bir başka iddia, güneş batışı sırasında Üsküdar tepelerinin kızıllaşması nedeni ile bu adın verildiğidir.
Üsküdar adının, Bizans İmparatorluğu'nun kalkanlı alaylarına verilen "Scutarit"den geldiği söylenmektedir. Başka bir iddia ise, Farsçada menzilhaneye verilen "Üsküdar" kelimesinden geldiğidir. Bu mevki, Anadolu'ya çıkışın ilk menzilidir. Evliya Çelebi Üsküdar adının "Eskidar"dan türediğini yazar.