| Yazar | : | Mithat Gürata |
| Yayın Tarihi | : | 1975 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 151 |
| Ölçü | : | 11 x 18,5 cm |
| Yayınevi | : | Tisa Matbaacılık |
Uygarlık feza çağına taşarken, milletlerin geleneklerine sıkı sıkıya bağlanıp kalmaları nasıl geri bırakıcı bir unsur ise, geleneklerden büsbütün kopma da temelden yoksun olmağa yol açar. Bunun orta yolunu bulmak gerekir. Yani tutucu gerici alışkanlıklardan sıyrılmağa çalışırken, ilerici ve eğitici geleneklerden yararlanarak, gelecek kuşaklara daha iyinin, daha ilerinin, daha güzelin yolunu açmalı.
Şunu da belirtmek zorundayız: "En iyi, en güzel" her zaman "en yararlı" olma olanağını yaratmaz. İster fikir, düzen, ister makina ve diğer bir aracın en üstünü olsun ancak ondan yararlanacakların yararlanma olanağına göre sonuç alınır. Eğitimle alışkanlıklardan tüm kurtulmak, kanımızca, pek kolay değildir. Bu nedenle uygulama alanındaki alışkanlıklara da önem verilme· si başarının oranını yükseltir.
1957 seçimlerine rastlayan bir tarihte, iki arkadaş, görevimizle ilgili bir yurt gezisinde idik. Akhisar'ın bir köyünde oturmuş dinleniyorduk. Köyden, çeşitli partilerin meb'us adaylarının henüz gittiklerini söylediler.
O sıralar koyu bir Halk Partisi - Demokrat Parti çekişmesi vardı. Hangi tarafı tuttuklarını sorsak söyleyeceklerini sanmadığımız için değişik bir yolla yönlerini öğrenmek istedik:
- Hangi parti devrinde daha rahattınız?
Bir an durdular, sonra birbirlerinin yüzüne baktılar, bakışlar "Sen söyle" der gibi orta yaşlı birinin üzerinde durdu. O da:
-Vallahi dedi, Halk Partisi zamanında kendimize ait tarlamızda, kendi öküz ve sapanımızla tarımımızı yapar, ürünümüzü toplar, satar, kıt kanaat geçinirdik. Birikmiş paramız yoktu ama Allaha can borcundan başka borcumuz da yoktu...