| Yazar | : | Y. Hakan Erdem |
| İsbn | : | 9758859188 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2004 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 335 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kanat Kitap |
Kalaylı dış yüzeyine on iki imamın isimleri fırdolayı özensizce kazınmış, aşırı kullanımdan ötürü içinin kızılı çıkmış Dağıstan malı küçük bakır sürahinin içindeki tuhaf lacivert cisim dikkatini çekti. Türk girişimciliğinin öncü uçbeylerinden, Unomastik İthalat-ihracat'ın sahibi ve genel müdürü Argun Afaki, güneşten korunmaktan çok, olur olmaz yerde tanınmak kaygısıyla taktığı kara gözlüklerini alnına doğru iteleyerek lacivert cismi eline aldı. Sırf lacivert değildi; laciverdin içinde altın rengi küçük benekleri de olan, mekik biçiminde, münasebetsiz, ortası delik bir taştı bu. "Lapis lazuli olsa gerek" diye düşündü. Kabaca yontulmuş iri parke taşlarından yansıyan güneş ışınlarının beyaz ve cehennemi bir sıcağa boğduğu Beyazıt Meydanının ortasında, başındaki dehşetli iri karakul kalpağı ve uzun kara çapanından dolayı pek aykırı duran satıcıya ilk kez baktı.
Sovyet dünyası, sanki sakar birileri ateşte kızdırılmış bir taşa Rus hamamında yanlışlıkla soğuk su dökmüşçesine parçalanmış, uzaya saçılan bu parçaların işte bir bölüğü de güzel şehrimize düşmüştü. Yahut İskender'in ünlü seddi, arkasındakilerin binlerce yıllık baskısına dayanamamış, sonunda darmadağın olmuş, her tarafı alışveriş Mecücleri ile ticaret Yecücleri basmıştı. Veya o ünlü Demir Perde, sabah serinliğinde işe başlayan bir dükkânın kepenklerinin gurultular eşliğinde aceleyle yukarı kalkması gibi kalkmıştı. Henüz kahvaltı yapmadığı ve midesinden de benzer sesler geldiği için Argun bu son imgelemi daha çok beğendi. Bunların hiçbirinden haberi olmayan yaşlı satıcı ise kısık gözleriyle Argun'un yüzüne bakıyordu. Argun kırık dökük Türkmencesini şöyle bir parlatmak niyetiyle sordu:
"Neme (ne) bu? Zıbık mıbık bolmasın sakın?"
Adam, Argun'u şaşırtarak, aksanlı fakat anlaşılır bir İstanbul Türkçesiyle ve umursamaz bir edayla:
"Zıbık dediğin nedir bilmem ama buna Hayal Taşı derler," dedi.
Argun Afaki, Hayal Taşı diye bir şeyi hiç duymamıştı.