| Yazar | : | İzzettin Mete |
| Yayın Tarihi | : | 1975 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 52 |
| Ölçü | : | 16 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Baha Matbaası |
| Bahsi Geçen | : | İzzettin Mete |
Bir ulusun yükselmesine, ilerlemesine hizmet etmek isteyenlerde; herşeyden önce; "iyi niyet" başta gelmelidir. Fakat bu yeterli değildir. Bilgi de şarttır. Ancak bu bilgi; şimdiye kadar sanıla geldiği gibi, sadece hazır metot dikte eden ya da sonları daima bir "izim" le biten Yabancı nazariyeler ezberleyen bir bilgi biçimi de değildir. Bu bilgi biçimlerini aşan ve dünyaya, asıl kendi tarih açımızdan bakarak, daha güvenilir bir durum alan "tarih felsefemizi", bundan önceki kitaplarımda az çok açıkladığım için, burada bir kez daha tekrarlamayacağım. Bu kitapta savunduğum fikirler ve inançlar; öyle Tevrat'ta, İncil'de, Zent-avesteda olduğu gibi; izahsız hikâyeler değil, fakat insanlık zekâsının bir başarısı olan ilim ve felsefenin uzun tarihiyle hesaplaşarak ulaştığım fikirler ve inançlardır. Amaç ve niyetim; bunca Yüzyıllardan beri tekrarlanan hataların; (Tarihin kötü tekerrürlerinin) önüne nasıl geçilebileceğini göstermekten ibarettir. Tepkim; evrensel bir bilim olan mantığın mantıksızlığa; Ahlakın ahlaksızlığa; Tarih Şuurunun Tarih Şuursuzluğuna karşı bir tepkisi olarak anlaşılmalıdır. Amaç ve niyetim; kişisel bir yarar, kişisel bir çıkar güden bir amaç ve niyet değil, Fakat aklı başında olan herkesin; bütün bir toplumun benimseyeceği bir niyet ve güdeceği bir Amaçtır. Sadece iyi olanı, güzel olanı, doğru olanı ve yüce olanı istemek; insan aklının hiçbir şarta bağlı olmayan ezeli ve ebedi yapısının ve sarsılmaz temelinin önüne durulmaz bir gereğidir. Halk arasında "Vicdanın sesi", felsefede ise "Şartsız buyruk" olarak açıklanan iyi niyet; benim gençliğimden beri uğraşarak vardığım bir sonuçtur. Gücünü aklın bu en yüksek ilkesi olan buyruktan alan bir kimse; yalnız mensup olduğu büyük ve şanlı Milletine değil, aynı zamanda dünya vatandaşı olarak insanlığa da gerçekten hizmet edebilecek seviyede olan bir insandır. Eğer milletini sevmek; milletinin geçmişini ve halini bütün kusurlarına göz yumarak yani, "nemelazım"cı kesilerek sevmek demek olsaydı; O sevginin saf ve sağlamlığı çok şüpheli bir durum alırdı. Yabancı bir milletin, yabancı bir milleti uyardığı hiçbir zaman görülmemiştir...