| Yazar | : | Doğan Avcıoğlu |
| Yayın Tarihi | : | 1982 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 357 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Tekin Yayınevi |
Büyük Selçuklu sultanları Alparslan ve Melikşah, Roma ülkesi saydıkları Anadolu'nun fethine yönelmezler, fakat 1071 Malazgirt Savaşı ile Bizans ordusunun yok olması, özerk Türkmen gruplarına Anadolu'da yerleşme yolunu açar.
Anadolu, Türkmenlerin 1018, daha doğrusu 1029 yılından beri sürekli akınlar düzenledikleri bir ülkedir. Akınlar, Selçuklu sultanlarının buyruğuyla yapıldığı gibi, onlardan bağımsız da gerçekleştirilir. Hatta Selçuklu sultanlarına karşıt Türkmen grupları ve beyleri, şanslarını Anadolu'da denerler. Örneğin Alparslan'a başkaldıran Türkmen beyi Afşin, Batı Anadolu içlerine değin ilerler. Selçuklu soyundan Er-basgan, Alparslan'dan kaçarak "navekiyye" denilen Türkmenlerle birlikte Bizans hizmetine girer.
Oğuzların 24 boyu arasında adı geçmeyen "navekiyye" topluluğunun kimliği açıklığa kavuşmuş değildir. Fakat bunun bir kabile adı olmaktan çok, bir Türkmen kümesine yakıştırılan genel bir ad olduğu söylenebilir. Navekiyye kümesi, Selçuklu sultanlarına karşı ayaklanmalarda rol alan bir grup biçiminde görülür. Bu grup Türkmen, Kutalmış, Kavurt ve Er-Basgan gibi Selçuklu prenslerinin ayaklanmalarına katılır. Yenik düşünce de, Navekiyye Türkmenlerinin çoğu, Selçukluya itaat yerine, ilkin Anadolu'ya, sonra Suriye'ye kaçarlar. Kutalmış'ın oğulları, Suriye'ye geldiklerinde, babalarını tanıyan bu Türkmenlerden destek görürler.
"Asi" Türkmen gruplarının dışında, Sultan'a az çok bağlı Türkmen şefleri de Anadolu'ya sık sık akınlar yaparlar. Akınlara yalnız kırsal bölgeler değil, sağlam surlardan yoksun Anadolu kentleri de hedef olur: Erzurum, Malatya, Sivas, Kayseri, Niksar, Konya Honas vb. akınlara uğrayan kentler arasındadır. Ne var ki, kentlerin de ele geçirilmesine karşın, 1071'den önce Türkmen şefleri, köle insan, hayvan sürüleri ve değerli eşya elde etmekle yetinirler ve kış yaklaşınca, Azerbaycan üslerine geri dönerler. Bizans ordusunun varlığı, yerleşmeye izin vermez. Malazgirt'ten sonra ise, Türkmen şeflerinin ve Türkmen topluluklarının sürüleri ve çoluk çocuklarıyla birlikte, bu kez yurt tutmak için Anadolu'ya aktıkları görülür.