| Yazar | : | Meltem Cansever |
| İsbn | : | 9786055813260 |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 213 |
| Ölçü | : | 18,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | NTV |
Türkiye bir kültür mozaiği. Ardı ardına kurulan ve yıkılan büyük imparatorluklara, en yaratıcı kadim uygarlıklara, çığır açıcı gözüpek göçebelere ve dünyanın ilk yerleşik toplumlarına ev sahipliği etmiş bu olağanüstü coğrafyada, pagan veya semavi dinlerin yüceliğini ifade etmek üzere en anıtsal mabetler de inşa edildi, kurulan en parlak kentlerde devlet otoritesini cisimleştiren en etkileyici binalar da, farklı yerel kültürlerin en ince işçilikle oluşturduğu en işlevsel ve yalın veya en göz alıcı konutlar da... Mimarlık bakımından böylesi zengin bir ülkede, 100 Mimari Şaheser başlıklı bir kitap yazmak, köprülerden cam eserlere farklı yapıtları içeren "100" kültür ürününü içeren kitaplardan oluşan diziyle, Türkiye'nin benzersiz hazinelerini tanıtmak ve korunmalarına destek olmak üzere NTV Yayınları'nın üstlendiği misyon kapsamında zorlu, ama zorunlu bir meydan okuma oldu.
Zorluydu, çünkü "mimari şaheser" ifadesi, bir saat kulesi, köprü veya cam eserler gibi kolaylıkla tanımlanabilen bir ürüne karşılık gelmiyor. Ne, neye göre şaheser veya değil, kim ve neden karar verecek, hangi ölçütlerden yola çıkacak? Bu devasa sorunlu ve tartışmalı işin içinden çıkmak hiç de kolay değil -olmadı. Değerli sanat ve mimarlık tarihçilerimizden fikir alarak ve UNESCO Dünya Kültür Mirası ilkelerinin izinden giderek, kuşkusuz tartışmaları tümüyle gideremeyecek, ama bize rehber olabilecek bir zemin sağladık. İşin bir diğer veçhesi de bundan daha az çetrefilli değildi. Bu aşamanın ardından yüz yapı seçmek, vazgeçilmez olarak diğer yüzlercesini dışarıda bırakmak demek olacaktı. "Şaheser"in çerçevesi çizildikten sonra buna dahil olanlar ve olmayanlar hakkaniyetle nasıl saptanabilirdi ki?
Tüm bu zorluklara karşın, bu bizim için aynı zamanda zorunlu bir meydan okumaydı, çünkü bu dizi içinde çıktığımız yolda, tek tek ele aldığımız yapıtları daha genel bir çerçeve içinde değerlendirmenin zamanı gelmişti artık. Türkiye zenginliklerinin tanıtım ve korunmasına katkıda bulunmayı amaçladıysak, elimizi taşın altına sokup sözümüzü söylemeli, ülkemizdeki yapıları genel olarak ele alan bir kitapla katkıda bulunmalıydık…