| Yazar | : | İlhan Başgöz |
| İsbn | : | 9751715539 |
| Yayın Tarihi | : | 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 306 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kültür Bakanlığı |
Eğitim, bir toplumda kültürü bir kuşaktan ötekine aktaran kurumdur. Böyle olunca, bazı toplumlarda, yerleşik düzeni koruyan, tutucu bir güç olarak ortaya çıkar. Ama eğitim, toplumların yarın için umutlarını, düşlerini, özledikleri hayat biçimini de programına alarak, bu tutuculuktan kurtulur. Böylece bazı toplumlarda devrimci bir kurum olarak ortaya çıkar. Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim politikası böyle, kökten değiştirici bir çaba idi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim alanında giriştiği destansı çabayı anlamak için, akılda tutulması gereken önemli bir ekonomik temel var. 1929 yılında Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin yüzde 30'u silahlı kuvvetlere, yüzde 34'ü memur maaşlarına, yüzde 18'i de Osmanlı borçlarının ödenmesine gidiyordu. Eğitim alanındaki büyük atılım, geriye kalan yüzde 18'den eğitim payına düşen yüzde 5'ler düzeyindeki para ile gerçekleştirilmiştir. Bu temel, ikinci Dünya Savaşı'nın sonlarına kadar değişmemiştir. Bu yoksulluk içinde Türkiye Cumhuriyeti, 1926 yılında kabul ettiği bir kanunla bütün öğretim kurumlarını ücretsiz yapmıştır. İlkokuldan üniversiteyi bitirene kadar, hiçbir öğrenci okul harcı ödemeyecekti. Cumhuriyet bunu demokratik gelişmemizin temeli saymıştır.
Yeni idare, bu koşullar içinde, 46 bin köye okul yapmaya ve öğretmen yetiştirmeye girişmiş. Darülfünunu çağdaş bir üniversite yapmış, kızlara her dereceden okulun kapısını açmış, laik ve karma eğitimi yerleştirmiş, alfabe değişimi gibi dünya kültür tarihinde eşi bulunmayan bir başarıyı da gerçekleştirmiştir. Bunları yaparken genç Cumhuriyet, gelişmiş Batı toplumlarının eğitim deneylerinden faydalanmış, oralardan büyük eğitim otoriteleri davet ederek, reform raporları almıştır. Ama hiçbir zaman taklitçiliğe düşmemiş, yabancı önerileri, memleket koşulları ile bağdaştırarak uygulayacak kadar kendine güvenmiştir.
Bugün çok değişik eğitim sorunları içindeyiz. 1926 yılında, Eğitim Bakanı Mustafa Necati, bir okul açacak parayı bulunca bakanlık bayram ediyormuş. Bugün hemen her kentimizde bir üniversitemiz var; yenilerini kurmakta da pek zorlanmıyoruz...
İstemihan TALAY - Kültür Bakanı