| Yazar | : | Şakir Eczacıbaşı, Bülent Erkmen |
| İsbn | : | 9759358701 |
| Yayın Tarihi | : | 2001 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Sayfa Sayısı | : | 171 |
| Ölçü | : | 19,5 x 25 cm |
| Yayınevi | : | Eczacıbaşı |
Eczacıbaşı Fotoğraf Yıllıkları 1968 yılında çıkarılmaya başlanmıştı. Otuz dört yıldır büyük bir ilgiyle izlenen yıllıklar iki düşünceden kaynaklanmıştı:
Kendine özgü doğası, insan zenginlikleri, kültür ve uygarlığı, rengi ve ışığıyla Türkiye'yi yurt içinde ve yurt dışında tanıtmak; gelişmekte olan Türk fotoğraf sanatının daha da ilerlemesine katkıda bulunmak.
On bin yılı aşkın bir yerleşim yöresi olan Anadolu'da sayısız uygarlıklar yaşanmıştı. Birbirinden değişik dönemler, bambaşka insanlar Anadolu üstünden akıp gitmiş ama arkada eşsiz bir birikim kalmıştı. Yirminci Yüzyıl'ın ikinci yarısında Türkiye giderek yeni tarih aşamalarına doğru yürüyordu. Kırsal toplum yapısı hızla geride kalıyor; bir sanayi uygarlığının köklü değişimleri Anadolu yüzeyine yayılıyordu. Bu, hem bir geçmişin sonuydu; hem de yepyeni bir yarının başlangıcı... Türkiye'yi bu dönüşüm aşamasında en eski ve en yeni özellikleriyle belgeleyerek gelecek kuşaklara aktarabilecek alanların en başlarında, hiç kuşkusuz, fotoğraf sanatı geliyordu.
Sanayi Devrimi sonrasının ürünlerinden birisi olan fotoğraf sanatı, dünyada ortaya çıkışından çok kısa süre sonra Osmanlı Devleti Türkiye'sine gelmekte gecikmemişti. Osmanlı dünyasında fotoğrafçılık daha çok stüdyo içlerinde, bir portre sanatçılığı niteliğini kazanmıştı. Türk resim sanatının ilk öncüleri ise, bazen saray, bahçe ya da panorama fotoğraflarını büyütüp tablolarında bir minyatür inceliğiyle işlemişlerdi. Ne var ki, sanayi toplumlarının tersine, fotoğrafçılık Türkiye'de insanları, kentleri, kırları, doğasıyla günlük yaşamı kucaklayan; sosyal ve kültürel ilişkileriyle birlikte tüm çevreyi yansıtan bir nitelik kazanamamıştı. Yaşam, kameranın odak noktasına yerleştirilememişti.
Oldukça uzun bir durgunluk döneminden sonra, Türk fotoğraf sanatının bir atılım yapması 1950'li yıllarda gerçekleşecekti. ikinci Dünya Savaşı sonrasının yeni dünyasında bir yandan ekonomik yaşam hızla canlanırken, öte yandan uluslar arasındaki kapalı kapılar birer birer açılıyordu...