| Yazar | : | Seyfettin Gürsel, Veysel Ulusoy |
| İsbn | : | 9750800435 |
| Yayın Tarihi | : | Ağustos, 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 158 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
İşsizlik Türkiye'nin gündemindeki en önemli sorunlar arasında yer alıyor. Kimi kamuoyu anketlerine göre vatandaşların enflasyondan sonra en çok önem verdikleri sorun işsizlik. Haksız değiller. Türkiye halen, tarımdan sanayi ve hizmet sektörlerine istihdam kaymasının devam ettiği tarihsel geçiş dönemini yaşıyor. 1950'li yıllarda başlayan ve 1970'li yılların sonuna kadar canlılığını koruyan nüfus patlamasının doğurduğu kuşaklar istihdam çağında. Buna karşılık devlet, işgücü piyasasında arz fazlasını emen sünger olmaktan artık çıkmış durumda. Kamu kesiminde istihdam son yıllarda azalma eğiliminde. Milli hasılada büyüme geçen 10 yılda ortalama % 4 civarında seyretti. Bu büyüme temposu işsizlik açısından rahat bir düzey olmadığı gibi, üstelik son derece istikrarsız bir seyir izledi. Sanayi kesiminde üretim artışının büyük ölçüde verim artışlarından kaynaklandığı görülüyor. Bu nedenle yeni iş yatırım kapasitesi sanayide son derece düşük. Tüm bu olgular ülkemizde işsizliğin önemli bir sorun olabileceğinin işaretleri.
Oysa, resmi istatistiklere bakıldığında Türkiye'deki işsizlik sorununun abartıldığını ileri sürmek pekâlâ olanaklı. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 1988'den itibaren yılda iki kez (Nisan ve Ekim) gerçekleştirdiği Hanehalkı İşgücü Anketleri (HİA) aracılığı ile istihdamı ve işsizliği çeşitli bileşimleri açısından Uluslararası Çalışma Orgütü'nün (ILO) tanım ve standartlarına uygun bir şekilde ölçüyor. DİE'ye göre işsizlik, 1988'den 1996'ya kadar, dönemsel istisnaların dışında, düzenli olarak azalarak % 10'lardan % 6 civarına gerilemiş bulunuyor. Anılan dönemde toplam işsizlik oranının düşmesi ve uluslararası standartlara göre de pek yüksek olmayan bir düzeye inmiş olması, Türkiye'de işsizlik sorununun hafifleme yolunda olduğunun işaretleri olarak kabul edilebilir...