| Yazar | : | Giovanni Curatola |
| İsbn | : | 9789750818233 |
| Yayın Tarihi | : | Eylül, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 285 |
| Ölçü | : | 25 x 33 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
Ne ölçüde bana özgü bilemiyorum, ama kimi zaman -bu durumda olduğu gibi- bir borcu ödemek için bir kitap yazabiliyor insan. Yazma etkinliğinin getirilerini birden çok hesabı kapamak için kullanmaktan söz etmiyorum; sanırım böyle bir şey, az çok üretken bir romancı için ya da anılarını yazan siyasetçiler ve kamuya mal olmuş kişiler için geçerli olabilir. Ben "borç" sözünü daha geniş anlamıyla kullanıyorum: Bize tanıdık gelmeye başlayan yerlerde yaşamaktan (ve bu yerleri sık sık gezmekten); belki farkına varmadan ufkumuzu genişletip bize yeni bakış açıları, önemli itkiler, yetkin düşünceler kazandıran kişilerle karşılaşmalardan (her düzeyde) kaynaklanan "gönül borcu"nu kastediyorum yalnızca. Benim durumumda olan bu. Türkiye üzerine yazmak, bu gerekliliğe karşılık geliyor. Yalnızca benim olmayan -apaçık ve basit bir gerçek- bilgilerin bir sentezi söz konusu. Bu bilgiler benim değil, ama onların ayrıcalıklı bir sırdaşı, belki de kopuk kopuk birçok deneyimi düzenlemeye uygun bir buluşma noktası olduğumu hissediyorum. Şurası açık: Yetişmem ve mesleğim gereği, yaklaşım ve içerik, olsa olsa sanat tarihsel ve kısmen de arkeolojik olabilir. Ama buradaki bakış, otuz beş yıl önce başlayan ve henüz sona ermediğini umduğum bir öykünün kokularını, renklerini, farklı buluşma ve çatışmalarını, tatlarını, yalnızlık ve birlikteliklerini de içeriyor; bu bakışta onların da payı var. Niçin Türkiye? Bunu çok düşündüm; sorunun en basit -ve doğru!- karşılığı, İtalyan olmam. Bir İtalyan olarak, bu toplumun, inanılmaz katmanlarıyla bu kadim uygarlığın, bizimkine en yakın toplum ve uygarlık olduğu kanısındayım. Benim için anlatması zor olan, ama en derinden salt bir benzerlik olarak değil, daha çok bir ikiz kardeşlik olarak hissettiğim bir frekans uyuşması, bir yakınlık, tarihsel bir suç ortaklığı buldum Türkiye' de: Aynı anneden doğmuş, ama sonra farklı şekillerde yetişmiş iki kardeş. Yalnızca coğrafi bir yakınlık değil bu; daha yapısal, yoğun, aynı zamanda antropolojik bir bağ (Etrüsk kökenlilik olsa gerek, Etrüskler de İtalya'ya doğudan gelmiş olabilirler). Elbette, çok belirsiz görünse ve öyle olsa da, arka planda büyük ölçüde Akdenizli bir bakış açısı var. Yeme içmeyle de çok yakından bağlantılı…