| Yazar | : | Azmi Nihad Erman |
| Yayın Tarihi | : | 1967 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 64 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Renk Yayınevi |
| Bahsi Geçen | : | Azmi Nihat Erman |
BALIBEY
1526 yılının 28 Ağustos günü erken saatlerde Mohaç ovasındaki Osmanlı ordusu karargâhındaki göklere tanrısal bir uğultu halinde, kulakları dolduran, yürekleri duygulandıran, içleri ürperten bir ses yükseltiyordu:
"...İnşallah...İnşallah..."
Koca ordu, vecde gelmişçesine bir ağızdan, coşup kükreyerek niçin "İnşallah... İnşallah..." diye bağırmıştı? Tanrı katına ilettikleri dileklerinin yerine getirileceği hakkında, yoksa semavi bir vaat mi almışlardı da "İnşallah... İnşallah..." diye gür sesleri ile gök kubbeyi inletip çınlatmışlardı?
Türklerle savaşa hazırlanan Macarlar, gizlendikleri siperlerden, kapandıkları kalelerinde bu uğultunun aksileriyle titremişlerdi... Hepsinde bir kuşku, silinmez bir korku seziliyordu... Türkler, hiç beklenmedik bir anda savaşa başlayabilirlerdi...
Düşman tarafından bütün gözler, Mohaç ovasını bir sel gibi kaplamış Türk kuvvetlerinin üzerinden ayrılmıyordu...
Puta tapanlar korkmakta haklıydılar... Karşılarında beliren büyük kuvvet hiç de küçümsenecek nitelikte değildi... Savaşları, kahramanlıklarıyla Dünyaya ün salmış yiğitler, yenilmez savaşçılar, Türkler vardı... Ve onların başında da, yurduna ülkeler katmış, devrin büyük siması, frenklerin adını işitmekle titredikleri ve "Muhteşem" unvanı ile andıkları Kanuni Sultan Süleyman bulunuyordu.
Büyük Padişahın ordusu başına geçerek, binbir zorluk dolu uzun yolları keserek ordusu ile Mohaç Ovasına dayanması, gelecek günlerin en büyük olaylara gebe olduğuna en açık bir işaretti...