| Yazar | : | Feridun Cemal Erkin |
| Yayın Tarihi | : | 1968 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 452 |
| Ölçü | : | 16 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Başnur Matbaası |
Bu kitap, Boğazlar meselesini, Montreux sözleşmesinin yürürlüğe girdiği 1936 tarihinden zamanımıza kadar, hukuki, siyasi, askeri ve iktisadi yönleriyle inceleme amacını güdüyor.
Boğazların sahibi Türkiye'nin, bu suyollarına asırlardan beri gözlerini dikmiş olan Rusya ile münasebetleri, topluca gözden geçirilmedikçe meselenin aydınlanması mümkün değildir. Gerçekten, Rusya'da dünya ölçüsünde etkileri görülen ve nazariyatta insanlığı hedef alan bir rejim değişikliği vuku bulmuş, fakat Boğazlara hâkim olma emelinin, Çarlığa has yayılma politikasının sadık varisi olduğu meydana çıkan Sovyetler Birliği idaresince de güdülmesine devam edilmiştir. Bu sebepten, Boğazlar meselesi açısından Türk-Sovyet ilişkilerinin tahlili olarak ele alınması kitabın ağırlık noktasını teşkil etmiştir.
Öte yandan, Büyük Britanya, kudret ve refahının dayanağı olan İmparatorluğun güvenliğini korumak için, geçen yüzyılın ortalarından bu yana büyük suyolları ile çok yakından ilgilenmiş ve bu arada, İngiliz hükümetlerinin politikalarında Boğazlar meselesinin ayrı ve önemli bir yer işgal ettiği görülmüştür.
Boğazların stratejik ehemmiyeti, Avrupa'da üstünlük ihtirası içlerine işlemiş olan diğer devletleri de bu mesele üzerinde hassasiyetle durmağa sevk etmiş ve bu yüzden savaşlar çıkmıştır.
Çalışmalarım ilerledikçe o kanaate vardım ki, tarih boyunca bir Boğazlar meselesi mevcut olagelmiş ve ticaretini genişletmek, bölgede hükümranlık kurmak ve bu müstesna suyollarını ele geçirmek isteyen bütün uluslar Boğazların cazibesine tutulmuş, "fetih" iştihasına kapılmışlardır. Bütün bu olaylar ve sebepleri açığa vuru1madığı takdirde, bu derecede önemli ve çok taraflı bir meselede araştırma yapmak ve konuyu tarihi "perspective"i içine yerleştirmek imkânsız denecek kadar güç bir iş olacaktı.
Bu zorunluluk dolayısıyla, konunun izahına, meselenin ilk çağdan itibaren izlediği seyrin özetli bir incelemesiyle başlamak lazım gelmiş ve Osmanlılar devri ile özellikle, birinci dünya harbinden evvelki olaylar üzerinde önemle durulmuştur.