| Yazar | : | Burçak Evren |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 1990 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 175 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Broy Yayınları |
Yetmiş küsur yıllık bir geçmişe sahip sinemamızda '80 sonrası filmler, yönetmenler, akımlar -ya da daha geniş anlamda, ayrıksı olma çabasından kaynaklanan yenilikçi hareketler- önemli bir yer tutar. Sinemamızda ilk kez bu dönemde tabu sayılan kimi konulara el atılmış ve yine bu dönemde sinema dışı kaynaklar kullanılarak, neredeyse bağımsız yapımcılık olanaklarıyla, genç yönetmenler ortaya çıkmıştır. '80 öncesine dek, anca birkaç uluslararası başarısı olan sinemamız, yine bu dönemde Batıya daha da açılarak bir Türk sinemasının varlığından ve gelişiminden söz edilmesini sağlamıştır.
Sinemamızda 80'li yılların hiç kuşku yok ki en önemli olayı, genç yönetmenler kuşağının ortaya çıkışıdır. Gerçi bu çıkışın ilk belirtileri '78- 79'da olmuş; ama '80'li yılların başında neredeyse bir akıma dönüşecek yoğunluğa ulaşmıştır.
Elbette oldukça durağan, gelenekçi ve tecimsel amaçlı sinemamızda böylesine bir çıkış birdenbire olmamıştır. Bu çıkışa çeşitli olaylar, yönetmenler ve filmler öncülük etmişlerdir.
Yılmaz Güney'in 1970'te çektiği Umut, sinemamız için adeta bir bitişin sonu, bir yeniliğin de başlangıcı oldu. " ... bütün elverişsiz koşullar ve umutsuz görünen bir ortam içinde ticari sinemanın zorladığı kalıplara başkaldıran, hiçbir taviz vermeden ülke gerçeklerine bir noktasından eğilen, sorumlu bir sanatçının kaygılarını taşıyan" bu yapıt, yalnızca sanatçı olarak 'çirkin kral'ın değil, onun da ötesinde, sinemamızda kimi tavırların değişimini -ya da değişme zorunluluğunu da- beraberinde getirmiştir. Güney'in sinemamıza getirdiği bu ilk ve etkileyici atılım, bu yeni soluk, daha sonra, çoğu "kendi yanında yetişmiş" gençlerin ilk yönetmenlik heyecanını ve birikimini oluşturmuştur.
Gerçi sinemamızda '78-79 çıkışını bir başına Yılmaz Güney'in Umut'una dayandırmak da mümkün değildir. Örneğin bu cesaretli ve ayrıksı çıkışlara Süreyya Duru'nun Kara Çarşaflı Gelin ile Bedrana'sını; Lütfi Akad'ın Gelin, Düğün ve Diyet'ten oluşan üçlemesini; Ertem Eğilmez'in bir ekol yaratacak denli geliştirdiği, çok oyunculu, değişik gag'lı güldürülerini de ekleyebiliriz...