| Yazar | : | Hüseyin Karakan |
| Yayın Tarihi | : | 1955 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 160 |
| Ölçü | : | 14 x 20 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul Matbaası |
Büyük Alman Şairi Goethe "Bir eserin içinde bir fikir, bir soyut düşünce bulamayınca o eserden hemen ümidinizi kesmeyin. Ben Faust'da hangi fikri ortaya koymak istediğimi biliyor muyum sanki?" diyerek insanın ve eserlerinin öyle belirli sebeplerden, yürünerek belirli kaidelere bağlanamayacağını tam bir şekilde ifade etmiştir.
Mesela ben: "Edebiyat dünyamızda yalnız salt sanat güdüsüyle çıkmış bir şiir antolojisi yoktu. Hele geniş bir tetkikle çıkanı hiç yoktu. Düşündüm taşındım bu sahayı doldurayım dedim" dersem gerçeği belirtmiş olur muyum? Her canlı canlılığını ispat etmeğe uğraşır. Benim yaptığım bundan başka birşey değildir.
Yirminci yüzyıl yeniliğin anasıdır; eskinin çöküntüye uğradığı devirdir. Milletler hiçbir zaman bu kadar birbirlerinin içli dışlısı olmadı; birbirlerine bu kadar karışmadılar. Duyuş, duyuruş, düşünüş ve anlatışta yepyeni ölçüler meydana çıktı. Bütün sanatlarda olduğu gibi şiirde de, bütün eski kaideler iflas etti. Soyut ve salt bir şiir anlayışı meydana çıkmaya başladı. Bu bir bakıma eski Yunan şiirine dönüş gibidir.
Şiirimizin son elli yıllık mazısını incelersek göreceğimiz durum bir fırtınanın pencere arkasından görünüşü gibidir.
Önce milliyetçilik fikirleri, işlenmemiş olarak, şiirimize sokulmaya başlandı; sanat ikinci plana atıldı. Tutmadı. Eski şiir kalıbımız hece, ancak bir kaç şiirde yerini yadırgamadı. Halk şiirine yönelmek isteyenler yapmacıktan ve kuru olmaktan kurtulamadılar. Yedi Meşalecilerin intibacı şiir görüşü zayıf bir hareket olarak kaldı. Maddenin ve Marksist fikirlerin şiirini yapmaya uğraşanlar fazla tesirli olamadı; halkın sağduyusu ile tasfiyeye uğratıldılar. 1930 - 1940 yılları tam bir duraklama ile geçti.
Son on beş yıldır, batının tesirinde, yapılmaya uğraşılan yeni tarz henüz temellerini kurmaktan ileri geçmiş sayılamaz.