Türk Edebiyatında İstanbul'un Fethi ve Fatih
| Yazar | : | Kâzım Yetiş |
| İsbn | : | 978975640356x |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 661 |
| Ölçü | : | 0 x 0 cm |
| Yayınevi | : | Kitabevi |
Edebiyat dille yapılan bir sanattır. Dilin, dolayısıyla edebiyatın millîliği tartışılmaz. Bu bakımdan, edebiyatta tarih duygusu denince elbette millî tarih akla gelecektir. Türk tarihinin dönüm noktaları olan ve Türklüğün Anadolu'da kökleşmesini sağlayan Malazgirt Savaşı, Dandanakan Savaşı, Niğbolu, Kosova Savaşları, İstanbul'un fethi gibi savaş ve zaferlerin Klasik edebiyatımızda işlendiğine rastlayamayız. Gelenek çerçevesinde İslâm tarihine işaretleri, İran'ın mitolojik kahramanlarına temasları tarih duygusuna dahil etmemiz elbette mümkün değildir. Keza Gazavatnameleri de tarih duygusuna bağlamak doğru olmaz. Hamzanameler, Halk Edebiyatındaki Hz. Ali Cenkleri elbette tarih duygusunun mahsulleri olarak değerlendirilebilir. Fakat bunların millî tarih olmadıkları bir tarafa, anlatılanların tarih duygusunu ve tarihi vermekten çok uzak olduğu, bunlarda kahramanlık, yiğitlik ve cengâverlik hikâyeleri anlatıldığı bir vakıadır. Battalname'nin de bunlardan farklı bulunmadığını ekleyelim. Esasen bir edebiyatta tarih duygusu veya herhangi bir tema, anlayış, konu ancak üç şekilde görülebilir.
Gelenekte bir konu işlenegelmektedir. Klasik şiirimizin kendi içindeki geleneğinde tarih duygusu yoktur. Esasen yıllar içinde oluşan gelenekte olması da beklenemezdi. Zira ilk eserlerden itibaren buna ihtiyaç duyulduğunu göremeyiz. İslâmî devir Türk edebiyatının ilk numuneleri olan İslâmî Oğuz Destanı ile Dede Korkut Kitabı bu çerçevede belki düşünülebilir fakat bunlar yaygın ve tamnan, bilinen eserler değildir. Esasen bu yüzyıllardaki eserler öyle dağınık bir coğrafyada meydana getirilmiştir ki ne bunlardan diğerlerinin, ne de daha sonrakilerin bunlardan haberli olduklarını söyleyebilecek durumdayız. Bu bakımdan XIV. yüzyıl ve sonrasında meydana getirilen ve giderek gelenekleşen edebiyatımızda tarih duygusuna rastlayanlayız...