| Yazar | : | Adem Vural |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 150 |
| Ölçü | : | 13,5 x 20 cm |
Daha önce böyle bir hazırlığım olmadı, iddiam?
Çok kitap aldım dostlarımdan, hem de imzalı. Okur ve saklarım.
Peki ya yazmak?
Okuduğum eserlerin yazarlarının sahip oldukları entelektüel birikime çoğu zaman hayran kaldığımı saklayamam her okur gibi. Okurken: "E canım yeni bir şey değil, ben de düşünmüştüm bunu." dediğim zamanlar çok oldu. Halbuki düşünmediğim bir şey vardı: Sahip olunan bilgiyi aktarmak başlı başına bir sanat değil miydi? Belki ben de o bilgilerin çoğuna sahiptim, peki onlar kadar iyi anlatabilmiş miydim? Bir şeyleri ifade edebilmek, sahip olunan bilginin anlam kazanmasını sağlıyordu. Evet okumak insanı bilgili kılıyordu; ancak yazmak olgunlaşmanın ilk adımıydı. Yılların getirdiği yükü sayfalara boşaltmak, amansızca kalem ile kâğıdın savaşmasını izlemek ve anlamak, sahip olunan bilgiyi sunmanın zorluğunu anladıkça okuduğum eserlerin sahiplerinin çırpınışlarına hak verdim. "Yazmalıydım" diye düşündüm, yazabilmeliydim, belki bu şekilde beni aşan bir benlik bırakabilecektim benden geriye. Böylece varlık nedenimi gerçekleştirecektim ve haz duyacaktım bundan, en sevdiklerimi yazacaktım, en sevdiğim konuyu ve en sevdiğim dünyayı...