| Yazar | : | Sedad Hakkı Eldem, Feridun Akozan |
| Yayın Tarihi | : | 1982 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 364 |
| Ölçü | : | 24 x 34 cm |
| Yayınevi | : | Kültür ve Turizm Bakanlığı |
1924 senelerinde Cağaloğlu'nda Sanayi-i Nefise Mektebine girmiştim. Bu sıralarda civarda yeni keşfettiğim Topkapı Sarayı'na uzun seneler sürecek ziyaretlerime başlamıştım. O zamanlar, müzeler müdürü Halil Eldem, yeni açılan Sarayın müdürü ise Tahsin Öz beydi... Onu odasında ilk ziyaretimi hiç unutmayacağım. Odası (şimdiki yerinde) sonsuz bir ilginç eşya, resim ve antika hazinesi idi.
Tahsin Bey bana karşı daima sabırlı oldu. Benim gibi gencecik, gençliği nispetinde de ukala bir öğrenciye nasıl tahammül edebiliyordu? Yalnız bana bütün kapıları açmakla kalmayıp, lakırdılarımı ve parlak (!) fikirlerimi de sabırla dinliyordu. Hiç bir yeri, hiç bir bildiğini benden esirgemedi, git gelle beni oyalamadı, anahtar şunda, bunda demedi ve bu tutumunu çalışmalarım boyunca sürdürdü. İlk senelerde tek başıma veya mektep arkadaşım Muammer'le yaptığımız araştırmaları sonradan öğrenci gruplarıyla tekrarlarken, bazen onlar tam saatlere uymadıklarında bile hiç bir zaman sabırsızlanmadı. Haftanın belirli günlerini seçtik ve senelerce sarayda çalıştık. Benim için odasına gidip, onun karşısında oturabilmek büyük zevkti. Her hafta o günü beklerdim. Bazen bir çini pano, bazen bir kalem işi, bazen bir gravür, her zaman ilginç şeyler üzerinde durur, bunları etrafına toplardı. Ben, mutfaklarda hademe ve usta odalarının yıkılmaması gerektiğini söyler direnirdim. Haremdeki duvarlarda hiç bir kalem işine de dokunulmaması gerektiğini iddia eder, o da aksinin gerekliliğinin nedenini izah ederdi. "Sıva rutubet almıştı ve nasıl olsa kendiliğinden dökülecekti. Zaten yer yer dökülmüştü. Duvara kadar kazımak ve sağlamlaştırmak (çimento yapmak) gerekir", derdi. O zamanlar onun izah etmek istediği gerekçeleri pek anlamaz, ısrar ederdim. Durumu koruma ve müzecilik açısından anlatır, başka türlü pek çok şeyin muhafaza edilemeyeceğini söylerdi. Şimdi sözlerinin pek çoğunun isabetini ve kendisinin de o zamanın maddi kısıtlamaları içindeki zor durumunu ve bütün bunlara rağmen beni geri çevirmeyişindeki büyüklüğü çok daha iyi anlıyorum. Bu davranışında dar bir memur disiplininden iz yoktu...