| Yazar | : | Orhan Sakin |
| İsbn | : | 975-7321-66-4 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 170 |
| Ölçü | : | 1.623,5 x 0 cm |
| Yayınevi | : | Kitabevi |
1894 depreminin üzerinden geçen yaklaşık bir asırlık süre, XIX. Yüzyılın sonlarına doğru yaşadığımız bu felaketin izlerini hafızalardan silmiş, devlet ve millet olarak bulunduğumuz coğrafyanın jeopolitik önemi karşısındaki aymazlığımız, zaman zaman çok ağır bedeller ödemek mecburiyetinde kaldığımız halde, bulaşıcı bir hastalık gibi hemen bütün değerlerimize sirayet etmiştir. Zira 17 Ağustos 1999'da yaşadığımız depremin sonuçları, asırlardır bizi sırtında taşıyan bu toprakların altındaki maddi ve manevi hakikatleri anlamak ve yer üstündeki stratejilerimizi ona göre şekillendirip sağlam bir zemin üzerine oturtmak adına maalesef ufacık bir düşünce kırıntısına dahi sahip olmadığımızı en acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Bir başka ifadeyle söz konusu tarihte uykusunun en koyu vaktinde şiddetli bir sarsıntıyla irkilen Türkiye, aradan geçen üç yıllık zaman sürecinde ortaya ciddi anlamda hiçbir irade koyamamış ve sanki yorganını başına çekerek uykusuna kaldığı yerden devam etmeyi tercih etmiştir. Yani devlet ve toplum hafızasındaki izler, depremin görünür sonuçlarıyla birlikte silinip gitmiştir. Halbuki İstanbul'un yaşadığı depremlerin kronolojisi incelenirse, 1999 depreminin son olmadığı ve İstanbul 'un bu büyüklükte yahut daha da şiddetli depremlerle her an karşılaşma riskinin hayli yüksek olduğu görülecektir.
17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız Adapazarı-İzmit depremi sonrasında yaşanan tartışmalar bir sonraki depremin İstanbul'a yakın bir yerde gerçekleşeceği yolundaki beklentileri arttırmıştır. Tarih boyunca Marmara Bölgesi'nde yaşanan ve uzmanlar tarafından da sık sık dile getirilen depremlerin İstanbul'da yaptığı tahribatın boyutları dikkate alındığında bu beklentilerin mesnetsiz olmadığı görülmektedir. Elini