| Yazar | : | M. Zeki Kuşoğlu |
| İsbn | : | 9789944100465 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 119 |
| Ölçü | : | 23 x 21 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul Büyükşehir Belediyesi |
Yakın bir geçmişe kadar Sahhaflar Çarşısı olarak bilinen Beyazıt Camii ile Kapalı Çarşı arasındaki yolun üzerindeki yüksek alan, dünkü geçmişin öncesinde yani 1930'lara kadar Hakkaklar Çarşısıymış. Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde. Bence ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde deyimi gerçekten de aslı manasının dışında mecaz olarak Hakkaklar Çarşısı için söylense sezadır (=yeridir). Çünkü mühürcülük, hakkâktık, Osmanlı döneminde birinci meslek olan hattatlıktan sonra en önemli meslekti. Hatta önemine binaen bazen de birinci meslektir de diyebiliriz. Burada konuyu biraz açarak hattatlığın neden birinci, hakanlığın neden ikinci meslek olduğuna bir açıklık getirelim. İslam dininin başucu kitabı Kur'an-ı Kerim, miladi 622 yılından bu yana hattatlar elinde yazılagelmiştir. Bu yazılım sıradan insanların kâğıda kaleme sarılıp yazması olmayıp, mesleğe kabiliyetli insanların büyük bir ceht ve sabır ile eğitilmelerinin sonucunda kazanılan bir meslekten sonra mümkün olmuş bir hafız-ı Kur'an mesleğidir. Ve insanlar dünyanın dört bucağında en güzel Kur'an-ı Kerimi yazmak için yarışmışlar ve bu yarışın da birincisi Osmanlı Türkleri, yani İstanbul'da yetişen hattatlar olmuşlardır.
Kendi başına ulvi bir meslek olan hattatlık aynı zamanda bütün İslami sanatların da temelidir. İçinde yazının bulunmadığı, (hangi teknikle uygulanırsa uygulansın) bir İslami sanatın olmayışı bundandır.
Milattan evvel 5. yüzyıla tarihlenen Kazakistan'ın Issık Gölünde bulunan bu yüzük bilinen en eski Türk Mührüdür.
1970 yılında Kazak arkeolog Kemal Akışev'in bu kazı ile dünya medeniyetine kazandırdığı mührün bize verdiği bir de mesajı var.
" Ey Türk Milleti!
Sen öyle bir ulu çınarsın ki köklerin bütün dünyayı sarmıştır. Amerika'nın kadim ahalisi de senin soyundandır. Parmağındaki bu yüzük bunun en inkâr edilemez delilidir."