| Yazar | : | Timurtaş Onan |
| İsbn | : | 978++44574655 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Sayfa Sayısı | : | 95 |
| Ölçü | : | 24 x 32 cm |
| Yayınevi | : | Art Stüdyo Yayıncılık |
Görmek, fark etmek, gördüğünü doğru ve sanatçı bakışı ile fotoğraflamak ve onları gelecek kuşaklarla paylaşmak, hepsi alkışlanacak güzel adımlardır. Hele bu fotoğrafları benim çocukluğumda olduğu gibi siyah-beyaz karelerle sunmak daha da hoş. Timurtaş Onan bunu başarmış. Hatta çalışmalarını kitaplaştırarak "kalıcı" kılmış. Kutlarım.
Tarihi yarımada, ya da Suriçi Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi ile çevrili olan; İstanbul şehrinin ilk kurulduğu ve geliştiği bölgeye verilen addır. Tarihi yarımada da ilk yerleşim yeri İÖ. 685 yılında Megara'dan gelen Yunanlar tarafından Byzantion adıyla kurulmuştur. Tarih boyunca yarımadadaki şehir değişik adlarla anılmıştır.
Bizans döneminden kalma şehir surları yarımadanın batı sınırını oluşturmaktadır. Osmanlı döneminden bu yana yarımada Suriçi olarak da adlandırılmaktadır.
Bölgenin tarihi yarımada olarak adlandırılmasının nedeni İstanbul'un en eski yerleşim yeri olmasının yanı sıra, içinde bulundurduğu sayısız tarihi eserdir. Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma onlarca saray, cami, kilise, çeşme, dikilitaş ve konut tarihi yarımadanın simgeleridir.
İstanbul'da 1950 yılında gözüne dünyaya açmış bir büyüğünüz olarak eski İstanbul fotoğraf ve gravürlerine bakınca veya Parla Şenol, Ayşecik çocuk filmlerini seyredince gözlerim doluyor. Doğanın yeşilini hep doğanın yeşiline tercih ettik. Para ve politik güçle sek sek oynanan, kuşların öldüğü, İstanbul'daki hatta yavaş yavaş tüm büyük kentlerdeki o güzelim bahçeleri ve köşkleri yok edip yerine, iftiharla gazetelere boy boy reklam vererek beton yığınlarını diktik. Hatta o güzelim Bizans - Osmanlı eserlerinin üstüne tüketim toplumunun çılgın örnekleri olan hepsi birbirine benzeyen alış veriş merkezlerini ardı ardına inşa ettik…