| Yayın Tarihi | : | 1983 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 203 |
| Ölçü | : | 16,5 x 24 cm |
| Yayınevi | : | İSKİ Genel Müdürlüğü |
…Tarih boyunca kentin su sıkıntısını gidermek için farklı devletlerce çeşitli çözümler denemişlerdir. M.S. 120'li yıllarda bile, şehir surlarının batısında bulunan arazilerden gelen içilecek su, isale hatlarıyla kente taşınmaktaydı. Şehrin altında çeşitli boyutlarda sarnıçlar kurulmuş ve suyu, bunlara taşıyacak suyolları inşa edilmişti. Ayrıca şehrin stratejik noktalarında nymphaeum (çeşmeler) vardı. Günümüzde Beyazıt Meydanı olarak bilinen yerde bulunan Nymphaeum Maximum bunlardan en fazla bilinenidir. O dönemde kente gelen suların toplanıp dağıtıldığı açık maksem olan bu yapı, su sorununu büyük oranda ortadan kaldırmıştı. M.S. 360'larda ise, İstanbul'un üçüncü ve dördüncü tepeleri arasında bulunan Bozdoğan Kemeri inşa edilmişti. Bu kemer Edirnekapı'dan üçüncü tepeye kadar yer altından gelen suyun dördüncü tepeye intikalini sağlamak için yapılmıştı. Edirnekapı'dan kemere kadar olan yer altı suyolu da yine bu dönemde inşa edilerek mevcut suyollarıyla birleştirilmişti. Böylece İstanbul'un su sıkıntısı uzun bir süreliğine çözülmüştü. Bizans devrinde yetmişten fazla sayıda üstü kapalı sarnıç inşa edilmiştir. Bunların en bilineni ise Yerebatan Sarnıcı ve Binbirdirek Sarnıcı'dır. Aynı devirde İstanbul'da kapalı ve açık sarnıçlarda yılda 1 milyon metreküp su depolanabiliyordu. Ancak Bizans İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla İstanbul pek çok kuşatmaya maruz kalmaya ve şehri kuşatan devletler ilk hamle olarak suyollarını kesmeye başlayınca, sarnıçların sayısı arttırılmış, her ev, kilise ve manastırın altına, hatta şehrin çeşitli noktalarına irili ufaklı sarnıçlar yapılmaya başlanmıştır. Bu sarnıçların sayısı arttıkça da bunlara su taşıyacak yeni yeraltı suyolları yapılmıştır. 1450'lere, Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar, İstanbul'un altı suyollarıyla dolmuştur. Osmanlı döneminde bu suyolları restore edilip tekrar işler duruma getirildikten sonra şehrin su sorununu temelden çözmek için bir suyolu haritası hazırlanmıştır. Hatta bu suyollarının bakımı için vakıflar kurulmuştur. Yine de Fatih Sultan Mehmet zamanında 40 bin civarında insanı barındıran İstanbul'un nüfusu Kanuni Sultan Süleyman döneminde 170 bine çıkmış ve şehir büyük bir su sıkıntısıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde Mimar Sinan'ın eserlerinden biri olan Kırkçeşme Tesisleri (1554-1564), irili ufaklı otuz üç kemerden, bentlerden ve yan tesislerden oluşan ve 300 çeşmeyi besleyen 55 kilometre uzunluğundaki tarihsel suyolu inşa edilmiştir. Bu kemerlerden beş tanesi; Kovukkemer, Paşa Kemeri, Uzunkemer, Mağlova Kemeri ve Güzelcekemer, günümüze kadar ulaşmıştır. Osmanlı döneminde oluşturulan su sistemlerinin yıllık depolama kapasitesi ise 3,5 milyon m3 'e çıkmıştır…