| Yazar | : | Muzaffer Uyguner |
| Yayın Tarihi | : | 1960 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 56 |
| Ölçü | : | 14 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Mars Matbaası |
| Bahsi Geçen | : | Cahit Sıtkı Tarancı |
Cahit Sıtkı Tarancı, 1910 yılında Diyarbakır'da doğdu, 1956 yılında vefat etti. Ortaöğrenimini Sait Joseph ve Galatasaray Lisesi'nde tamamladı (1931). Mülkiye Mektebi'nde ve Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okudu. Memurluk, çevirmenlik yaptı.
Cahit Sıtkı, kimileri "Muhit' ve "Servet-i Fünun/Uyanış' dergilerinde yayımlanan ilk şiirlerini topladığı Ömrümde Sükût'ta (1933), deney evresinin olağan sayılacak acemiliklerini en aza indirebilen bir şair kimliği kazanmıştı. Zaman, ölüm, aynalar gibi Ahmet Hamdi'nin, Necip Fazıl'ın sevdiği temaları işlerken hecenin değişik kalıplarını deniyordu. Yetiştiği yıllar, Nâzım Hikmet'in özgür kuruluşlar içinde coşku çağıltıları haline gelen şiirlerindeki yeni ses, yeni kavramlar ve insanı bulunduğu her yerde arama kaygısı ilgisini çekmedi pek. Ahmet Hamdi gibi erken yaşlanmışlara özgü bir dünyada benmerkezli duyarlıkların ağırlığı altında kaldıkça, "Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka öldüğümü kimseler bilmeyecek' (Ömrümde Sükût) dizelerinde gördüğümüz genç insan gerçeğinin taşıdığı doğallıklara uymayan acılara düştü.
Ölçüye egemenliği vardı; beğenisi, sesi vardı, ama bu yetenekleri, içerik yönünden kendi kendisini sınırlama tehlikesi taşıyan bir ortamda sergilendiği için yeni bir şiir kurma olanağını vermediler…
… Ölüm yer yer bir istek olarak görünmesine karşılık, çoğun, korku ifadesidir Cahit Sıtkı'da. Bu nedenle, belki çevre koşulları değiştiği, iç güçlerine dayanarak kendini yaşının adamı kimliğinde duyduğu zamanlarında bilinçaltını saran bu korkulara yeter demek ister. Yalnızlıktan yakınır. İçtenliği şiirin başlıca koşullarından biri saydığı için saklamaz kendini, "Bitirdi beni bu içki, bu kumar' (Paydos), "Hani ev bark/ Hani çoluk çocuk/ Ne geçti elime bu hayatın/ Meyhanesinde kerhanesinde' (Garip Kişi) dizelerinde gördüğümüz gibi açılmamış penceresi kalmasın ister. Her şeyi duyarlığa bağlıdır. Sevgi bile sevgi özlemiyle birlikte yaşar onda. Kadını, aşkı, sevecenliğin egemen olacağı yaşamı özlediği zaman, kötümserliği de, içindeki gizemci adamı da yenmiş görülür.
Şükran Kurdakul