| Yazar | : | Reha Oğuz Türkkan |
| Yayın Tarihi | : | 1975 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 504 |
| Ölçü | : | 11,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Boğaziçi Yayınları |
Evvela gazeteler, sonra da yayınevleri, hatıratımı yazmamı istedikleri zaman bir an duraksadım. Hatırat türü yazıları hep kızağa çekilenler yazar gibi bir his vardı içimde Ben ise, Emekliler Kulübüne aday değildim. Birkaç dönemi olan yaşantım şu sırada yenisinin eşiğinde bulunuyor; elimi eteğimi çekmiş değildim ki hatırat yazayım. İyice yaşlanınca yazarım diyerek bir iki atlattım...
Böyle düşündüm ama sonunda da peki dedim.
Bu "peki"ye ve şu yazıları yazmaya beni iten sebepler bir değil, bir çok. Birincisi, olayların "dramatik" çekiciliği: "işkencesiyle", zindanıyla, kahramanları ve ödlekleriyle, kurbanları ve ağlayanlarıyla tam bir kadro... ve kaderin ağına takılanların yalnızlıktan tiksintiye, korkudan meydan okumaya, özlemden, isyana kadar varan çeşitli duygularıyla, bir insanlık dramının bütün hikâyesi var bu olanlarda. Roman olabilecek zenginlikte bir macera... Üstelik de gerçek. İçinde rol oynayanlardan, acı çekenlerden biri de ben olmasaydım bile, bir yazar olarak muhakkak ki ilgi duyardım. İşin içinde olunca da, tabiatıyla yazmak isteğine dayanamadım.
Hatıramı yazmamda ısrar edenler, bunun yarar tarafına işaret ettiler. İşkenceleri ve yolsuz yasa uygulamalarını açığa vurmamın bir yazar görevi olduğunu ileri sürdüler...