| Yazar | : | Ahmed Saib |
| İsbn | : | 975255086x |
| Yayın Tarihi | : | Ağustos, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 208 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | IQ Kültür Sanat Yayıncılık |
Tarih ilmi geçmişi inceleyen bir bilim dalı olmasının çok ötesinde bünyesinde çok derin manalar ihtiva etmektedir. Tarihçide asla geçmişi inceleyen insanın sıfatı olarak telakki edilmemelidir. Mutlaka geçmiş olarak nitelediğimiz ve tarihin konusu olarak tarihçi denilen kavramın mutfağının malzemesi olan konular, bir aşçı marifetiyle onun elinde şekillenmektedir. Bu noktada aşçının hüneri yemeği mutlaka benzerlerinden farklı kılacaktır. Bu şekilde tarihte yaşanmış olayları değerlendiren gözlerde kendinde taşıdığı hususiyetlerle mutlaka farklı yorumlara ulaşacaklardır. Unutulmaması gereken en önemli gerçek bekli de geçmişte yaşanmış ve bittiği zan edilen olayların aslında tekraren hayatımızın bir kesitinde karşımıza çıktığıdır. O halde olayları bugüne taşımanın ötesinde tarihçinin taşıdığı en önemli misyon, olayın zaman içerisindeki uzantılarını tespitle yaşanan dönem olaylarının aydınlatılmasında üstüne düşen vazifeyi hakkıyla icra edebilmektir.
Osmanlı Devleti her şeye karşın, altı asır cihan şümul bir devlet olarak dünya siyasi haritasına hâkim olmuştur. Bu tarih pek çok zafer ve hüsranla doludur. Ama bu zaferler ya da hüsranlardan daha ehemmiyetli olan mutlaka sosyal hayatın ve onun dinamiklerinin zaman içerisinde geçirdiği evreler ve olaylar karşısında devlet adamlarının aldıkları önlemlerin analizleridir. XIX. yüzyıl Osmanlı tarihi için çok farklı bir anlam taşımaktadır. Karlofça Antlaşması ile başlayan sürecin artık önünün alınamayacağının anlaşılmasının ötesinde yapılan inkılap hareketlerinde insan teması, sosyal değerler ön plana çıkmıştır. Her ne kadar yapılan ıslahatlarda gayrimüslim halkın hakları noktasında büyük adımlar görülmüş olsa da Meşruti idare ve ilk Anayasamızın ilanından Arazi kanunnamesine varıncaya değin yaşanan değişimler yepyeni değerlerin habercisi olmuştur.
Sultan II. Abdülhamid, çok kritik bir dönemde tahta çıkmış ve otuz üç yıl süren saltanatında devletin ayakta kalmasını temin edebilmiştir. Abdülhamid'in kendisiyle özdeşleşen istibdat yönetiminin karşısında yer alan Ahmed Saib Efendi eserinde bu durumu eleştirmekte ve bize dönemle ilgili bilgiler vermektedir.