| Yazar | : | Mehmet Tosun |
| İsbn | : | 9759364409 |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2000 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 198 |
| Ölçü | : | 15 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Bilge Yayıncılık |
II. ABDÜLHAMİD'İ ANLAMAK
II. Abdülhamid Dönemi Paneli vesilesiyle Sultan Abdülhamid'i anıyoruz; hem de Osmanlı Devleti'nin 700. kuruluş yıldönümü etkinlikleri yeni binyılda da sürdürürken. Üstelik biz bir padişahın dönemi ve siyasal icraatını akademik ölçütler içinde irdeleyeceğimiz 700. yıl ile birlikte, Cumhuriyetimizin 75. yıl kutlamaları zinciri akabinde bir 'süreklilik' unsurunu da beraberinde getirir mi? Tarih, siyasette devrimsel kopuşları, sosyoekonomik fay kırılmalarının içerdiği gibi süreklilik süreçlerini de bünyesinde taşır. Bu değişkenliklerle devamlılık vetireleri birbirinin içine geçmiş bir şekilde kronolojiyi oluşturur. Eğer tarihi, güncel siyasi, ideolojik veya felsefi kamplaşmalara malzeme yapmak ve kendi mutlak doğru diye ürettiğini diğer kutba empoze etmek için istismar etme temayülen yoksa o zaman bir ülkenin mazisi ona, kayıtlardaki hata, tecrübe, derslerle birlikte, millet olma vasfını kazandıran temel öğelerden biri olur. Ayırıcı değil, yapıştırıcıdır. Tarih böylece bir paylaşma ve uzlaşma faktörü olur. Tarihi bu çerçevede ele alan milletler, siyasi açıdan olgunlaşmış, kültürel açıdan da kimlik krizlerini aşmış modeller oluştururlar, uygarlık haritasında.
Biz, önce 75. yıl, daha sonra da 700. yıl kutlamaları vesilesiyle bu iki olayı birbirinden ayırıp alternatif anmalara; hatta farklı kampları perçinlemeye yönelik tahrik projeleri olmasın diye yazmış, uyarmış ve söylemiştik. Türkiye'de geleneğe, hale ve geleceğe ilişkin hakikatlere uymayacak şekilde icat edilmeye çalışılan bir 'laikçi-İslamcı' çatışmasına eksen olmasın diye çalışmıştık. Endişemizin kaynağı, maalesef zaman zaman tarihi şahsiyetlerimizi ele alıp, tarih arenasına sürüp, onları sun'i bir düelloya davet etme, zorlama alışkanlığımızdı. Necip Fazıl - Nazım Hikmet; Mehmed Akif - Tevfik Fikret; II. Abdülhamid - Mithad Paşa vuruşmaları bu kuşkularımızı haklı çıkaracak taze toplumsal anılar içindedir. Ne var ki devlet, Cumhurbaşkanlığı'nın himayesi ve Kültür ve Devlet bakanlıklarının girişimleriyle 700. yılda sivil toplum kuruluşlarını Osmanlı etkinliklerinde yapayalnız bırakmadı...
Prof. Dr. Mim Kemal ÖKE - Boğaziçi Üniversitesi