Şu Bizim Tiyatromuz

Yazar : Yılmaz Gruda
Yayın Tarihi : Ekim, 1976
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 135
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Koza Yayınları

BU YÖRÜKLEMENİN başlığı: Macbeth mi Makbet'ten; Makbet'ten mi Macbeth? Ya da; Yüksek sesle en zor iş: düşünme! Kendimi tiyatroya adadığım günden beri "Hangi rolü oynamak isterdiniz?" sorusuna, hep "Shakespeare'in Macbeth'ini" diye cevap vermişimdir. - Hatta "Edebiyatçıyım" kasıntısıyla gezdiğim gençlik yıllarında bile Macbeth benim için en güzel "facia - haile" idi.- Bu, neden böyleydi, anlatayım: Soylu bir adamı var. Adı Macbeth. Mert, cesur, iyi bir savaşçı. Etliye - sütlüye karıştığı da yok. Kral "git, döğüş!" diyor; gidip gereğinden fazla döğüşüp geliyor. Krala akraba oluşundan ötürü tahta yakın duruyor ama genellikle pek o havalarda değil. Belki ta en derin içte, zaman zaman bir özlem, bir haset başkaldırıyordur ama bilinç, sağduyu bu yüze çıkmaya çalışan "habis" isteği geriye tepiyor. Nitekim bazı inceleyiciler böylesi bir düşüncenin varlığına deliller getirip duruyor. -(Biz durmayalım da kaba çizgilerle Macbeth'i özetleyip asıl diyeceğimize varalım bir an önce). Evet, genellikle tahta göz dikmeyen Macbeth'in önüne kader üç cadı çıkarıyor; gaipten getirip gelecekten haber veriyorlar: "Krala ihanet eden bir Bey'in yerini alacaksın; sonra da kral olacaksın" diyorlar. Birinci dedikleri, karşılaşmadan biraz sonra gerçekleşiyor. İkincisi? Olasılığı yok. Kral sağ. Üstelik akraba. Bu durumu karısına bildiriyor. Sen misin bildiren? Zaten cadılar bir ifrit salmışlardı beynine. Bu kez de soylu karısı düşüyor üstüne: "İlle kral olacaksın", Alıyor mu Macbeth'i bir uzun, kahırlı düşünceler yığını. Dolu almıyor, boş dolmuyor. Derken karısı ve hırs ağır basıyor, kıyıyor canına kralın; oluyor kral. Olup da geri dursa ya kıyıcılıktan. Ne gezer? İktidar öyle bir zehir ki, panzehiri kıyıcılık. Ya da bir varlık ki, kendi elleriyle kendinden yarattığı: Frankeştayn'a eşit bir dehşet artık. "Artık geri gitse de bela, ileri gitse de, ama sonuna dek sürdürecektir bu kanlı yarışı". Yaşamak zoru, bir öldürmek eylemine eşit düşüyor... Ama nereye kadar? Bitecektir mutlaka kötü olanların saltanatı. Tanrı böyle düzenlenmiş adaletini, düzenini. Nitekim biri çıkıp alaşağı ediveriyor, kralın büyük oğlu, tahtın gerçek mirasçısı...
******
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...