| Yazar | : | Nejat Gülen |
| İsbn | : | 9757290017 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 200 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Engül Yayıncılık |
SON USKUMRU
Eskiden deniz denilince akla balık gelirdi, şimdi öyle değil. Ada denilince çam, deniz ve balık gelirdi akla, şimdi öyle değil.
Bizans zamanında bizim Adalar, balıkçı adaları imiş, gerçi manastırlarda sürgün prensler yaşarmış ama sahillerde balıkçılar, balıkçı köyleri varmış.
Prenslerin prenseslerin, imparatorların Adalara sürgünlük işi bitince, yani Bizans'ın son devirlerinde ve Osmanlı döneminde Adalarda yine manastırlar varmış, varmış ama sahillerde küçük köyler ve bu köylerde balıkçılar yaşarmış. Evliya Çelebi bile yazıyor, Adalarda zengin balıkçı reisleri vardır, diye.
Marmara bir balık cenneti.
Karadeniz'den oluk oluk balık akıyor. Yayılıyor balıklar, sonra Sivriada ile Yassıada'nın oralardan Marmara'nın ortalarına ve Çanakkale yoluyla Akdeniz'e.
Çanakkale Boğazını kılıç balıkları tutuyor, bazı sürüler dönüyor geriye, Marmara'ya dağılıyor, ama çoğunluk doğru Akdeniz'e... Bunlar göçmen balıklar,
Karadeniz soğuyunca güneye inerler, Akdeniz ısınınca bu sefer tersine kuzeye, serin sulara dönerler, geçit yeri Boğazlar ve iki Boğaz arasında güzelim Marmara.
Marmara'nın Karadeniz'e açılan kapısının dibinde Dersaadet diye bilinen İstanbul şehri.
Bizim Prens Adaları, Büyükada, Heybeliada ve ötekileri... İstanbul'a çok yakın olan Adalar. Aralarında kanallar, akıntılar ve her tarafta balıklar... balıklar...
Balık sürüleri akın akın geçer Adaların arasından, Adaların önünden arkasından.
Uskumrular, kolyoslar, istavritler, peşlerinden lüferler, kofanalar, palamutlar, torikler, kılıç balıkları, orkinoslar, yunuslar... sürü sürü, prıl prıl, dipdiri balıklar.
Bir de yerli balıklar var, göç etmeyenler, durduk yerde üreyenler. O zamanlar ne trol var ne bomba, ne deniz kirliliği... Marmara'nın suları masmavi, cam gibi, koy bardağa iç...