| Yazar | : | Mary Mills Patrick |
| İsbn | : | 9789759951641 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 348 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Dergah yayınları |
Mary Mills Patrick (1850-1940) misyoner kimliğiyle geldiği Osmanlı Devleti'nde elli üç yıl geçirdikten sonra arkasında, misyonerliğinden ziyade kişiliğinin üç farklı yönünü miras olarak bıraktı. Bunlardan birincisi eğitimci Mary. M. Patrick'tir. Misyoner olarak bağlı bulunduğu American Board misyonerlik teşkilatının tesis ettiği kız okullarının çizgisinden ayrılarak ve o çizginin Hıristiyan kadın modelini yetiştirme hedefi yerine Batılı değerleri ve Hümaniteyi benimsemiş modem, feminist ve sosyal hayata hazır, daha da ötesi uluslararası bir kimliğe sahip bir kadın modelini yetiştirmeyi tercih ederek farklı bir eğitim misyonu ortaya koymuştu. Bu misyon uğruna American Board'dan ayrılmayı ve dönemin bütün zorluklarını ve imkânsızlıklarını tek başına göğüslemeyi tercih etmişti. Müdirelik hayatını, Amerika'daki maddi kaynak arayışlarını, yetiştirdiği öğrencileri ve oradaki eğitim anlayışını A Bosphorus Adventure (1934) adlı hatıra kitabında kaleme aldı. Adı geçen hatıra kitabı Bir Boğaziçi Macerası İstanbul Kız Koleji adıyla Türkçeye çevrildi.
Kişiliğindeki ikinci yön akademisyenliğiydi. Kolejinde modem kadın modelini inşa ederken, Avrupa üniversitelerinde kendi eğitimini sürdürmeyi ihmal etmeyen Patrick, Amerika Iowa Devlet Üniversitesi'nde mastırını yaptı (1892). Heidelberg, Leipzig ve Zurich üniversitelerinde ders gördü. İsviçre Bern Üniversitesi'nde Sextus Empricius and Greek Scepticism adlı çalışmasıyla doktor oldu (1897). Akademisyen Mary M. Patrick'in bu yöndeki diğer çalışması, ilk feminist olarak kabul edilen Sappho'nun biyografisi olan Sappho and the Island of Leshos (1912) ile Greek Skeptisizm (1929) adlı kitaplarıdır.
Bir misyoner, bir kolej müdiresi ve bir akademisyen olan Mary M. Patrick'in bu kadar hareketli ve renkli hayatında hem Osmanlı Devleti'nin üst düzey yetkilileriyle ve halkıyla, hem de Avrupa ve Amerika'daki pek çok ileri gelen kişiyle muhatap olması kaçınılmazdı. Üstelik bütün bu çalışmalarını, Amerika Birleşik Devletleri hiçbir kriz döneminde koleje ve orada görev yapanlara beklenen ölçüde sahip çıkmadığından, sadece İngiliz büyükelçilerin ve yetkililerin himayesinde, yeri geldiğinde kendi ülkesine rağmen gerçekleştiriyordu.