| Yazar | : | Şakir Eczacıbaşı |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 1996 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Sayfa Sayısı | : | 32 |
| Ölçü | : | 23,5 x 32 cm |
| Yayınevi | : | Milli Reasürans Sanat Galerisi |
Fotoğrafçılığın büyük öncüsü L.J.M. Daguerre, yüz elli yıl sonra, daguerreotip'lerinin eriştiği doruğu görse şaşakalır, büyülenirdi. Fotoğrafçılığı bir sanat türü olarak benimsettirmek için çırpınan Alfred Stieglitz de övünç duyardı herhalde. Artık fotoğraf bir sanat mı diye bir kuşku yok: üstün başarı, gözler önünde. Ve bugün, fotoğraf sanatının yetkin uygulayıcılarından biri,
Şakir Eczacıbaşı, bir Türk usta. Kendine özgü yaratıcı bakış açısını "Şakirotipler" diyebileceğimiz yapıtlarında buluyoruz. Bunlarda toplum gerçekleri ile büyülü gerçekçilik, algılama ile değişim estetiği, durgunluk ve tedirginlik, yontu ve uçuş birleşiyor. Kamerası hem saptıyor, hem de yeniden yaratıyor. Şakir Şair.
James McNeill Whistler 1890'da şöyle yazmıştı: "Yalnızca önünde gördüğü ağaç, çiçek ya da başka bir yüzeyin resmini yapmakla insan sanatçı sayılsaydı, sanatın sultanı fotoğrafçı olurdu." Whistler'in acımasız önyargısı, bir özlemi dile getiriyordu: "Sanatçı bunların ötesinde birşeyler yapmalı." Sıradan fotoğraflara bakınca aynı varsayıma katılabilirsiniz; her alandaki düşük nitelikli, değersiz, ürünler gibi; bu tür fotoğraflar da yavan, donuk, tek boyutlu, hatta cansız görüntüler üretiyor.
Derin bir esinden doğan fotoğraflar ise, sınırları ve dar kalıpları aşarak canlı, üç boyutlu, yaşayan varlıklara dönüşüyorlar. İşinin ustası olan fotoğraf sanatçısı için, nesne hemen hiçbir zaman özne ya da konu değildir; mercek de amaç olamaz. Sanatçı - Eczacıbaşı'nda bu elbette böyledir - çok daha ötelere yönelir: Fotoğrafı, düş gücünün karşıtı gibi gösteren ön yargıdan kurtarır.
Picasso, "Fotoğraf, ulaştığı noktada, resim sanatını her türlü edebiyattan, öyküden, hatta konudan kurtarıyor, bağımsızlığa kavuşturuyor" demişti. Ne kadar ilginç ki, Şakir Eczacıbaşı ve başka birçok fotoğrafçılar, kendi sanatlarını başka sanatlara - mimariye, resme, müziğe, filme, şiire de dönüştürdüler. Ama fotoğrafın bağımsız gücünü hep baştacı ederek...
Talat Halman