| Yazar | : | Burçak Evren |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 1995 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 94 |
| Ölçü | : | 14,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Ad Yayıncılık |
Sinema, daha sinema olmadan cinselliği keşfetti dersek, pek yanılmış olmayız. Gerçekten de sinemanın öncüsü sayılan kitotescope denilen karanlık kutulardaki hareketli görüntülerde en revaçta konular cinselliğe ilişkin olanlarıydı. Ama o yılların cinsellikle özdeşleşen görüntüleri ya masum bir öpüşme, ya da bir dansözün açıkta kalan göbeğinden ibaretti. Bu görüntüler bile hoşgörüsüzlük duvarına çarpmaktan kendilerini kurtaramadılar. Fatıma'nın göbeğinin üzerine hemencecik kalın bir çizgi çekilerek sansüre uğrarken, May Irwin ile John Rice'nin pek de hararetli olmayan o masumane öpüşmeleri de ahlak bekçilerinin körüklemesiyle toplumsal bir olay haline getirildi.
Sinemanın kadın bedenine bu ilk dokunuşları, daha sonraki dönemlerde yine masumane olarak önce plajlara, sonra banyo sahnelerine taşındı. Artık yatak odalarına girme sırası gelmişti. Sinema palazlanıp geliştikçe, yasak bölgelerin kapıları da aralanıp tabu olmaktan çıktı. Sansürün, cinselliğin yaşamın doğal bir uzantısı ve parçası olduğu gerçeğini görmemekte direnenlerin ve kimi tutucu çevrelerin baskısına rağmen cinsellik tıpkı yaşamdaki gibi sinemanın da vazgeçilmez teması oldu.
Ve sanıyoruz sinema yaşadığı, var olduğu sürece de olacak...