| Yazar | : | Markar Esayan |
| İsbn | : | 9751022843 |
| Yayın Tarihi | : | 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 279 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | İnkılâp Kitabevi |
Geçmişi olmayan bir insan olmak... Bu takıntı yeni değil... İsteyerek ve bilerek edinilmiş değil bu hastalık. Biz Ermeniler, biz Doğulular, biz Anadolulular, daha çok Şimdi'nin Dar Odası'nda yaşar, farenin kediden, kedinin köpekten korktuğu kadar korkarız geçmişten. Belirli olan geleceğin belirsizliğidir ama adı 'geçmiş' olan o kara dulun utanmazca belirsiz kalması, biz sahipsiz âdemoğullarının taşıyacağı bir yük olmamıştır asla...
Şimdi'nin Dar Odası'nda yaşayanlar, olması gerekenlerle gerçek arasındaki o derin uçuruma yuvarlanmış talihsizlerdir, tarihsizlerdir...
Başlangıçta "Söz" vardı... (İncil/Yuhanna 1:1)
Ancak insanların sırtlarında birer kambur gibi taşımak zorunda oldukları bir geçmişleri yoktu. Mazi, bir su birikintisi gibi üzerine kimin silueti düşerse onun resmini yansıtıyor. Bir açıyor, bir kapıyor, bir soluyor, bir gülüyor... Köşe kapmaca oynayan bir yosma, bir - eski zaman - tapınak fahişesi gibi, bir onun oluyor bir bunun... İnsanları ağına düşürmeyi bir ibadet sayıyor. Gözü dönmüş, azgın ve homurtulu bir kalabalığın arasında tek başına dolaşan bir bakire gibi, sayısız zorbanın altında yatıp yine de kızoğlan kız kalıyor. Geçmiş, güce saygı duyuyor; güçlülerin önünde cilve yapıyor. Utanmazca, bir ona sunuyor kendisini bir buna, ama kimsenin malı olmuyor yine de...
Hiçbir şey bilmiyorum... Bildiğimi sandığım hiçbir şeyden emin değilim. Ne söylenirse inanırım; hiçbir şeye inanmış olmam böylelikle... Şimdi'nin Dar Odası'nda, gösterişsiz, tahta bir fırıldak gibi kendi etrafımda döner dururum. Pek tabii, geçmişi kendisine odalık yapanların hikâyesi değil bu... Gösterişsiz, gözden düşmüş tahta bir fırıldak gibi kendi etrafında dönerken görülen bir düş, bir sanrı, bir serap belki; ancak ne denirse densin, asla o veya bu değil...
Olmuş mu? Gerçek mi? Hem evet, hem hayır... Tarih Baba'nın bize gerçek diye yutturduğu onca zırvadan daha az gerçek değil kesinlikle... Bu bizim gerçeğimiz, bizim geçmişimiz...
Peki kim yazıyor? Tanışmalı mı?..