| Yayın Tarihi | : | Ocak, 1998 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 197 |
| Ölçü | : | 20 x 28 cm |
| Yayınevi | : | Tübitak |
Savunma sistemlerinin güvenilir, emniyetli ve özelliklerinin gizli olabilmesi için savunma sanayii ilke olarak milli olmalıdır. Ancak hemen hemen hiçbir ülkenin savunma sistemlerinin tümünü tek başına üretmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle savunma sanayiinde hedef millileşme olmalıdır. Yabancı şirketlerle ilişkiler bu hedefin ihlal edilmeyeceği bir şekilde yürütülmelidir.
Bütün dünyadaki uygulamalar da bu yöndedir. Devletler savunma sanayii sektörünü ister kamu, ister özel sektör olsun; özel yasalarla ve "tedarik" işlevinin sağladığı güçle kontrolleri altında tutarlar.
ABD 'de Başkan ve Kongre'nin savunma sanayiine yabancı sermayeyi sokmama yetki ve sorumluluğu bulunmaktadır.
Avrupa ülkeleri de; savunma sanayilerini milli egemenliklerinin bir şartı olarak görmekte, teknolojinin milli olarak geliştirilmesi ve milli bir teknoloji tabanı oluşturulmasını desteklemekte, ihalelere yabancı şirketleri sokmamakta veya teknik şartnamelere konulan maddelerle yabancı şirketlerin kazanma şansını ortadan kaldırmaktadır.
Avrupa ülkeleri gerek teknoloji üretebilecek ve rekabet koşulları altında ihracat yapabilecek büyük ve güçlü milli şirketlere sahip olabilmek, gerekse savunma sistemlerinin doğal olan gizliliğini koruyabilmek için savunma sanayiinin alt sektörlerinde belirli şirketleri "milli ana yüklenici" (national prime contractor) olarak desteklemekte ve bu şirketlerle yakın işbirliği yapmaktadırlar.
Önemli ve kritik savunma sistemleri ihaleye çıkılmadan, çağrılan ana yüklenici şirketlerle yapılan pazarlık sonucu sözleşmeye bağlanmaktadır.