| Yazar | : | Alan Palmer |
| İsbn | : | 9786051069753 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2015 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 534 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Alfa Yayınları |
Yirminci yüzyılın siyasi ve sosyal karakterini Birinci Dünya Savaşı belirlemiştir. Bu nedenle tarih araştırmalarını cezbetme gücünü hâlâ muhafaza etmesine ve büyük bir yayın endüstrisini beslemesine şaşırmamak gerekir. Konu hakkında neler yazıldığına ilişkin fikir edinmek istersek, bu başlığa ayrılmış kitap dolu kütüphane raflarında bir düzine kaliteli genel tarih çalışması bulabilir, sonra uzun bir liste oluşturan hatıralara, resmi anlatımlara, ülkelerin siyasetlerini savunma amacıyla yazılmış eserlere göz atabiliriz. Ayrıca siper hayatını yaşayan askerlerin editörlerce elden geçirilmiş hikâyelerini karıştırıp, yaptıklarından utanç duyan anti-kahramanlarm biyografilerini ve Flanders çamurlarıyla karalanmış şöhretleri inceleyebiliriz. Bu eserlerde askeri harekâtların belirleyici alanı olduğu düşünülen Batı Cephesi, özellikle de Somme ve Passchendaele muharebeleri üzerinde her zaman ağırlıkla durulur. Fakat bu savaş yalnız Batı Cephesinde değil, üç kıtada, üç okyanusun sularında ve dokuz denizde sürdürülen bir dünya mücadelesiydi. Bu yıllarda büyük kısmı günümüzde unutulmuş, "tali gösteri" tabir edilen çok sayıda başka cephe de açılmıştır, ilk defa savaş sürerken yapılan uygunsuz bir ayrımla "Batılı" ile "Doğulu" adı verilen taraflar arasındaki usandırıcı ve bir türlü giderilemeyen günümüzün ihtilafları, bir şekilde hatırlansalar bile, sözkonusu savaşların o dönemdeki asıl amaçlarını bulanıklaştırır. Bu ihtilaflar, özellikle savaşın Balkanlar, Ortadoğu, İtalya ve Batı Cephesinde başlatılan taarruzlarla yedi haftalık bir süre içinde kazanıldığı son yılının önemini tahrif etmektedir...