| Yazar | : | Kaya Özsezgin |
| İsbn | : | 9753637578 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 1997 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 289 |
| Ölçü | : | 21 x 29 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
| Bahsi Geçen | : | Sami Yetik |
Sami Yetik'in ilk gençlik ve olgunluk yılları, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e, imparatorluktan yeni Türk devletinin kuruluşuna geçiş döneminin karmaşık siyasal ve kültürel gelişmelerini, farklı görüş ve ideolojilerin çatıştığı ya da kaynaştığı canlı bir ortamın düşünsel etkinliklerini ve nihayet II. Mahmut döneminden bu yana süren Batılılaşma yönündeki çabaların yoğunlaşma süreçlerini kapsar. Kültür tarihçilerinin, zorunlu kültür değişimi olarak tanımladıkları bu dönem, bundan öncekilere göre çok daha kısa ve "gaileli" geçmiş olmasına rağmen, "manevi inkişaf ve fikir mahsulleri bakımından, şimdiye kadar görülmeyen bir zenginlik ve derinlik" göstermiş, birbirinden farklı görüşlerin biçimlenmesi, zamanla yeni düşünce akımlarının oluşumuna yol açmıştır. Bunun sonucunda da, 1906'dan başlayarak Türkiye'de ihtilalci girişimlerin gerçekleşme aşamasına girmesiyle baskıcı rejime karşı, önce genç subaylar arasında beliren, daha sonra da örgütsel aşamada kitleye malolan siyasal tepkiler, ikinci anayasa devrimine yol açan İttihat ve Terakki hareketini doğurmuştur. Gücünü Osmanlı ulusçuluğundan alan bu hareket, genç Osmanlı subay ve aydınlarının, parçalanmakta olan Osmanlı ülkesini kurtarmak, imparatorluğu oluşturan değişik etnik kökenli grupları bir araya toplamak, dayanışmayı sağlamak ve yeni anayasayı ilan etmek için giriştikleri bir devrim hareketidir. Rumların, Sırpların ve Bulgarların çetecilik yaparak İmparatorluktan kopmaya çalıştıkları, Makedonya' da Türklük ve Müslümanlık karşıtı çalışmaların yoğunlaştığı, parçalanan Makedonya üzerinde nüfuz bölgelerinin oluştuğu, maliyenin büyük bir bunalım içine girdiği, halkla aydın kesim arasındaki boşluğun derinleştiği bir dönemin içinden geçilmektedir. Baskıcı Abdülhamit yönetiminin susturduğu ulusçuluk akımı, bu dönemde "hayali" ve "sathi" olmaktan çıkar, "müspet" ve "realist" bir yola girmeye başlar. Birinci Meşrutiyet'le ortaya çıkmış olan karşıt görüşler, İkinci Meşrutiyet'in özgürlük ortamı içinde, daha çok karşı karşıya gelme ve çatışma olanağı bulur.