| Yazar | : | |
| İsbn | : | 9750803825 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 175 |
| Ölçü | : | 23 x 29 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
| Bahsi Geçen | : | Safder Tarim |
Doktor Safder Tarim'i yitireli 21 yıl oluyor. "Yıllar ne çabuk geçmiş" diye bir söz vardır. Bu söz Dr. Safder için çok doğru. Ölümünden sonra bir kişiyi her fırsatta, her olayda andığımız zaman o insanı belleğimizde yaşatıyor ve zamanın geçtiğini anlamıyoruz. Dr. Safder için de öyle oldu. Ortak dostlarımızla konuştuğumuz zaman sık sık o günlere dönüyor, onun fıkralarını birbirimize anlatıyoruz. Sanki çıkıp geliverecekmiş gibi oluyor. Hele hele bugün yaşadığımız bazı olaylar onun fikirlerini o kadar güncel tutuyor ki. Onun 20-30 yıl önce bazı olaylar karşısındaki gözlem ve yorumları bugünün benzer olayları karşısında da geçerli. Ne yazık ki aynı olaylar yeniden yaşanıyor.
Safder'in bana Paris'e yolladığı mektupları bir süre önce karıştırmış ve bazılarını not etmiştim. Bunların birinde Safder, "Memleketimizdeki insanların birçoğunun bir cahiller sürüsü oluşturduğu dışarıdan belli olmuyor mu?" diye soruyordu. Bu soru hala güncel değil mi?
Ölümünden beş yıl önce. 13 Şubat 1980'de yazdığı bir mektupta da şöyle demişti:
"Hani, cehenneme girmek için kuyrukta beklerken bile insanın uykusu gelir, bıkar ve kendini bırakır. Çok garip bir hava, sanki herkes felç olmuş gibi. Özellikle aydınlar. Savaşın en civcivli sırasında gelen uyku gibi bir şey bu. İnsan sosyal çalışmalardan çekilince bir nevi izolasyona düşüyor. Demek ki insanlar çok mutsuz bir yaşam içindeler. Dünyadan habersiz bir kalabalık halindeyiz. Borç para almak için dilenciliği göze aldık. Yine de kimse yüz vermiyor. Bu iş böyle giderse olayın nereye varacağını düşünmek istemiyorum. Ne yapmalı? Emin ol bu soruya yanıt bulamıyorum. Galiba usulünce ölmek kalıyor geriye. Onu da insanın canı pek çekmiyor."