Sadıka Ana Sadıka Sabancı'nın Hayat Hikayesi

Yazar : Sadun Tanju
Yayın Tarihi : 1988
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 273
Ölçü : 16,5 x 23 cm

Bu kitap, ülkemizin sanayi hayatında zirveye tırmanan bir aileyi omuzlarında taşımış sade bir Anadolu köylü kadınının portresini çizmektedir. Sadıka Sabancı, bugün de aynı sadelik içinde, hasta ve günden güne eriyen, sonsuzluğa doğru kayan bir yaşlı annedir ve bu kitap Sadıka Ana'nın hikâyesidir. Okutulmamış, bilgisiz bırakılmış, bu yüzden özgürlüğünü kazanamayıp çaresiz kalmış, ezilmiş köylü kadınlarımız üzerine hayli zengin bir edebiyatımız vardır. İstatistiklere bakıldığında, gerçekten de Cumhuriyet öncesini ve sonrasını içine alan 1900'lü yılların ilk yarısı, kadınlarımıza, geri kalmışlığımızın genel sıkıntılarından büyük bir pay düştüğünü göstermektedir. Erkeklerimiz ne kadar eğitim görmemiş, yoksul kalmış, özgür sayılmamışsa; kadınlarımızın hali onlardan dört beş kat daha kötü olmuştur. Demokratik hayatla beraber uyanış devri başlayınca, romancılarımız bu "çileli" ve "suskun" kadınlarımızın ezilmişlik hikâyelerini uzun uzun anlatmışlardır. Oysa bana kalırsa, bu ezilmişlik edebiyatında kadın erkek gibi bir ayırıma pek yer yoktur. Çünkü mesele, hepsini içine alan bir geri kalmışlığın, bilgisizlik yoksulluk ve eşitsizliğin dramı olarak karşımıza çıkmaktadır ve hikâye, ayrı ayrı kadının ve erkeğin değil, "insan"ın macerasıdır. Sadıka Hanım 1928'de Hacı Ömer'le evlendiğinde, on sekizine yeni ayak basmış bir köy kızıydı. Vardığı adam, 7 -8 yıldır Adana' da Çırçır fabrikalarında hamallık, işçilik yaparak, tahta döşeklerde yatıp açlığını bastırarak üç-beş kuruş biriktirmiş çalışkan bir köy delikanlısı idi. Akçakayalı Hacı Ömer biriktirebildiği birkaç bin liralık sermayesi ile artık ticaret yapmayı düşünüyordu ve 18 yaşındaki Sadıka kız için böyle bir koca iyi bir kısmet gibi görünüyordu. Sadıka Hanımla Hacı Ömer 38 yıl bir yastığa baş koydular ve altı erkek çocuk sahibi oldular. Hacı Ömer 1966'da öldüğünde aile artık bankacılık ve sanayicilik alanlarında isim yapmış, zenginleşmiş, oğullar işlere iyice sahip olmuşlardı. Ben 1980'li yılların başında Hacı Ömer'in hikâyesini yazarken Sadıka Hanım 70'ine varmıştı. Onu o zaman tanıdım. Hala bir Anadolu köylüsü sadeliğini ve içtenliğini koruyordu...
******
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...