| Yazar | : | Oktay Verel |
| İsbn | : | 9754055114 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2000 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 316 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Altın Kitaplar |
Gün ışıdı ışıyacak... Ankara'da sabah oluyor handiyse... Günün ilk ışıklan ilk kez Anıtkabir'e vuruyor. Oradan yansıyıp yayılıyor dalga dalga görkemli şehrin üstüne... Moru sarıya, sarıyı beyaz sarıya götürerek hayat veren bu ışıkların ilk düştüğü yerde, bir başka hayat veren yaşıyor... Tutsak, ezilmiş, sömürülmüş, insanlıktan uzak yaşama terkedilmiş bir ulusu silkeleyen, onu şerefli geçmişine yakışır bir yaşam ortamına çeken, ona bağımsızlığını tattıran, ona özgürlüğün kutsallığını öğreten, ona insan olmanın en yüce onuruyla bir başka hayat veren yaşıyor... Bu ikincisinin anlamı en az birincisi kadar önemli bizim için... Güneş dediniz mi, ilikleriniz ısınır, ağaçlara su yürür, dallar baharlanır, cansızlar canlılaşır... Anıtkabir'de yatanın adını andınız mı da öyle olur işte. Atatürk dediniz mi, silkinirsiniz, uyanırsınız; uygarlığa doğru, kardeşliğe doğru, barışa doğru, insanı insan eden ilkelere doğru, aydınlık yarınlara doğru koşarak canlanırsınız... İkisi de can verendir... İkisi de hayat verendir... Biri doğada, diğeri düşünde, sosyal yaşamda, ulus bilincinde, yurt sevgisinde...
Ne zaman güneşten yoksun kalsanız önce ürperir, sonra üşür, daha sonra sararıp solarsınız... Çarpıtır sizi güneşsiz olmak. Hasta olursunuz. Benliğinizin usul usul yok olduğunu, kemirildiğini, iskeletinizin çöktüğünü hissedersiniz... Atardamar atmaz, işleyen yürek işlemez, gören gözler görmez olur... Yaşayamazsınız güneşsiz bir dünyada... Bu, öteki için de böyledir. Atatürk için de. Onun ilkelerinden uzaklaştıkça aynı toprakta yaşayan, aynı bayrağın kutsal sevincini taşıyanlar, binlerce, on binlerce, yüz binlerce şehit kanı ile sulanmış olan bu toprakların gerçek değerini bilmez olurlar; ayyıldızlı bayrağın kutsallığındaki tada varamaz, düşman kesilirler... Durur damarlarındaki asil kan; akmaz olur... Muhtaç olduğu kudret, onu bu ihanetten dolayı terkeder gider... Soluk alıp verişinde özgürlüğü değil, sömürülmeye yönelişi, tutsaklığa zincirlenişini yaşar... Gören gözlerinde alabildiğine uzanan kendi yurt topraklan değil, ona göz dikmiş olanların içeridekilerle işbirliği yaparak yangın yerine çevirdikleri, işgal altında bir yıkıntıdır. İçmek için uzandığı tertemiz suda gördüğü, kirli, alçak bir düşman çizmesinin yansımasıdır...