| Yazar | : | Zahir Güvemi |
| Yayın Tarihi | : | 1984 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Ölçü | : | 23,5 x 28,5 cm |
| Yayınevi | : | Akbank |
| Bahsi Geçen | : | Zahir Güvemli |
Bu köşkün mahvolmaması, barındırdığı eserlerle birlikte yaşatılması için bir özel müze kurmayı düşünüyoruz. Bizde, eserlerin şahıslarla kaim olduğunu görmekteyiz. Bir aile çıkıyor, şahsi gayretleriyle gittikçe gelişiyor. Sonra o ailenin fertleri bu işi devam ettirmiyorlar. Onca emek ve birikim heba olup gidiyor.
Oysa Batıda, bir takım kuruluşların, vakıfların özel müzeleri var. Günümüzde artık işadamını, sanayiciyi kültür ve sanat hizmetlerinden ayrı düşünmemek lazım. İşadamının tarifini iyice yapmak lazım. Ben işadamıyım, benim işim fabrika kurmaktır deyip işin içinden çıkamayız. Hayır, ben işadamıyım, benim işim fabrika kurmaktır, ama okul da yapmaktır, yurt da yapmaktır, müze de kurmaktır. Her şeyi devletten bekleyemeyiz. Devlet ve özel sektör bu işte elele vermeli. Her biri kendine düşen payı üstlenirse ancak o zaman biz, yurttaşlık görevimizi yerine getirmiş oluruz. Devletin imkanları kısıtlıdır. Özel sektörün de öyle. Kendine göre bir programı var. Ama devlet, imkanı olanları engellemeyecek, onlara yardımcı olacak şekilde davranırsa, yani özel sektörle elele verirse o zaman kültürümüzü tanıtmak daha kolaylaşır. Dış seyahatlerimizde gördüm. Koskoca bir şato, bir misafirhane olmuş. Yahut bir lokanta haline getirilmiş. Bunlarda ticari bir gaye yok. Zaten olsa iflas eder. O masrafı kaldıramaz. Ticari olmayan bir gaye var. Endirekt propaganda. Guggenheim Vakfı'nın bir müzesi var. Rockefeller Vakfı'nın "Rockefeller Center" diye bir konser salonu, bir konservatuvarı var. Bunlarda ticari gaye yok. Endirekt bir propaganda amaçlanıyor. Burslar veriliyor, sergiler tertipleniyor, yabancı turistlere açık tutuluyor hepsi. Bu örnekler dünyada çoktur. Bunları tatbik edelim, bize yeter. Batının ibret alınacak taklit edilecek olayları asıl bunlardır...
Sakıp Sabancı