| Yazar | : | M. Nazmi Özalp |
| İsbn | : | 9751109493 |
| Yayın Tarihi | : | 1995 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 383 |
| Ölçü | : | 12 x 19 cm |
| Yayınevi | : | Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları |
Ülkemizde hatıra yayınlamak henüz gelenekleşmiş sayılmaz. Hele biyografi türüne örnek pek azdır. Türk Yazım Tarihi'ne bakılacak olursa, bu iki türe ait pek az eser göze çarpar. Oysa bir milletin tarihinin yazılmasında, portre ve biyografi yazarlığının büyük önemi vardır. Eli kalem tutan insanlarımızın, bu konuya yeteri kadar eğilmemelerinin bir nedeninin olması gerekir. Önce, hatıra yayınlarına kuşku ile bakılması ve eserlerin sübjektif değerlerle tartılması yazarı tedirgin etmektedir. Sonra, eleştiriye meraklı bir toplum olduğumuzdan, kendimiz bir çaba göstermediğimiz gibi, başkasının yaptığı işi beğenmez, bir takım haksız yargılarla yazarı ve yazıyı kötülemek için elimizden geleni yaparız. Nitekim tanık olduğumuz nice olaylar, günün birinde bir dedikodu üslubu ile karşımıza çıkar. Asıl tanığın da bir tepkisi olmazsa, birisi tarafından gerçekmiş gibi belgelenir. Böylece pek çok gerçek ya bu şekilde hafızalarda yaşar, ya da saklı kaldığı hafızalarla birlikte toprak olur gider. Gittikçe tarih sahnesinin kalın bir sis perdesi ile silikleştiğini, kişilerin ve olayların birbirinden seçilmez olduğunu görürüz.
Portre ya da biyografi yazarlığında, tarihi gerçeklere bağlı kalmak elbette gereklidir. Ancak, kişiler ve olaylar tarih içinde gerçek yerlerini almışlarsa, ufak tefek yanılgıların ve kusurların üstünde ısrarla durmakta da yarar yoktur. Ülkemizde kutlamak yerine, hemen ağır saldırılara geçmek adet olmuştur. Her eserin bir başlangıç olduğu, eksik ve hatalı yönlerinin bulunabileceği gerçeğini kabul etmek gerekir. Elinde belge olanlarla, işin doğrusunu bilenlerin katkısı ile ortaya eksiksiz bir eser çıkabilir.
Ben inanıyorum ki, Türkiye'mizin tek satır bilgiye ihtiyacı vardır ve bir şeyler bilenlerin bildiklerini bir tarafa yazmaları şarttır. Bir konu işlenirken, uzaktan yakından ilgili olanlara mektup yazılarak, bilgilerine başvurulur. Bu kimselerin pek çoğu bir duvar sessizliği ile karşılık vermez. Vermez ama ortaya eser çıkınca da adeta yanlış arama yarışması açılır. Ben bu gerçekleri ve yapılacak eleştirileri göz önünde tutarak bu kitabı yamaya karar verdim. Daha iyisini yazan elbette bulunacaktır. Tarihler, olaylar ve bu olaylarda adı geçen kişiler için hiç de telaşa kapılmıyorum...