| Yayın Tarihi | : | 1957 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 31 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Topkapı Müzesi Yayınları |
Boğazkesen Hisarı, Karadeniz'le Marmara'yı birleştiren Boğazın Rumeli sahili üzerindedir. Karşısında, vaktiyle "Akça Hisar, Güzelce Hisar, Yenice Kale" gibi isimler verilmiş olan, bugün Anadolu Hisarı denilen kale vardır. Bu iki hisar arası Boğaz geçidinin en dar yerini teşkil eder. Boğazın ayırdığı Avrupa ve Asya kıtaları üzerinde geniş topraklara hakim olan
Sultan Mehmet II., tasarladığı büyük teşebbüs için her iki sahil arasında emniyetli bir irtibat kurmayı, geçidi kontrol altına almayı askeri bakımdan zaruri görmüştü. Hükümdarı, Rumeli kıyısının Anadolu'ya doğru uzanan bu parçası üzerinde hisar yaptırmaya sevkeden sebep, onun bu görüş ve kanaatidir.
Seçtiği mevki Bizans'a yakın olduğu için padişah, imparatorun rızasını da almayı düşünerek kendisine haber gönderdi. Konstantin II. in "Padişahın kale yaptırmak istediği yer Cenovalılara aittir; onlardan izin alması gerekir." tarzında bir cevabiyle karşılaşınca, Mehmet II. "Bizim Cenovalılardan izin almamıza lüzum yoktur" demiş, kararının tahakkuku için lüzumlu saydığı tedbirleri almakta gecikmemiştir.
21 yaşındaki genç padişah, 1451 yılı sonbaharının nihayetlerine doğru sancak beylerine fermanlar yolladı. Onlardan, 1452 yılının ilkbaharında, belirttiği yerde bulundurulmak üzere mahir ustalar, işçi, ırgat ve hisar inşasına gerekli her türlü malzeme tedarik ederek göndermelerini isterdi. Bu suretle toplanacak olan malzemenin, herhangi bir taarruzdan korunması için de Zağanos Paşa'yı memur etti.
Paşa hemen işe girişti; kısa bir zamanda, bugün Hisarın güney doğu köşesinde bulunan orta çaptaki, çok köşeli kuleyi yaptırdı; muhafızlarını yerleştirdi. Kendisine verilen emri yerine getirmek için gereken tedbirleri aldı. 1452 yılı Martında inşaat mahallinde muazzam bir malzeme yığını toplanmıştı. Çubuklu civarında açılan on iki ocaktan elde edilen kireçler buraya getirilerek söndürülmüş; civardaki enkazdan, Anadolu'nun muhtelif bölgelerinden toplanan çeşitli taşlar, İzmit ve Karadeniz Ereğli'sinden getirilen keresteler, Kavak ve Adalardan gönderilen demir cevherleri yığınlar teşkil etmişti...