Ruh-u Revan
| Yazar | : | Mehmet Şenol |
| İsbn | : | 9789751420961 |
| Yayın Tarihi | : | 2022 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 575 |
| Ölçü | : | 14,5 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Remzi Kitabevi |
| Bahsi Geçen | : | Ali Sami Yen |
Tepeye tırmanan dağ yolunun bitimindeki doğduğu köye doğru yürüdüğünü hayal etti.
Şimdi İstanbul’da kimse bilmese de, kendi söylemese de adını gizlice ve gururla taşıdığı o köyün, Fraşeri’nin orta yerindeki taş evlerine gidiyordu. Adını aldığı dişbudak ağaçlarıyla kaplı, senelerdir görmediği, artık koptuğunu sandığı ama kopamadığının her geçen gün farkına vardığı, doğduğu topraklara...
Önce babasının, sonra da annesinin ölümünün ardından, ailenin yeni babası artık AbdüFdü. Biraderi Abdül, evin büyük odasına yedi kardeşi toplayıp konuşma yapmıştı.
Abdül, kardeşlerinin hiçbirine benzemiyordu. Sert ve heyecanlı bir mizaca sahipti. Yorgundu ama Şemseddin’den daha genç ve zinde görünüyordu. Saçlarına biraz ak düşmüştü ama kimin ağabey, kimin küçük birader olduğunu herkes yanlış tahmin ederdi.
Şemseddin için ise Abdül bir ağabey değil; babaydı. Büyük odada tüm kardeşlere söyledikleri aklından hiç çıkmamıştı: “Burası artık bizim için hatıradır. Atalarımız, köklerimiz, soyumuz buradadır, biz buraya aitiz. Fakat artık buradan ayrılmalıyız. Bu topraklar bizi doyurmaya yetmez. Burada bizim için bir gelecek yok artık. Yeniden başlayacağız. Şehre inmeli, orada yeni bir hayat kurmalıyız. Fraşeri yi unutmadan, onun sıcaklığını kalbimizde hep taşıyarak..
O gün henüz on bir yaşındaydı ama Yanya’ya yarım günlük yürüme mesafesinde, koca dişbudak ağaçlarının çevrelediği tarlaların arasında, kutsal Tomor Dağı’nm güney yamacına kurulmuş Fraşeri Köyü’nün oraya buraya koşturan çocuklarından biri hiç olmadı Şemseddin. Evde kalabalık, köyde çocuklar kalabalık; Şemseddin ise kendiyle hep yalnız.
Köyde toprakların çoğunun sahibi bey ailesinin bir bireyi olarak akranlarından hep bir adım öndeydi, önde olmak mecburiyetindeydi. Babasının ricasıyla, yarım günlük yoldaki Tepedelen’den gelen Meh-med Efendimden ilk Arapça harfi öğrendiği günden itibaren bir daha hiç çocuk olmadı. Çok sevmişti okumayı; Mehmed Efendi’nin gelmediği günlerde dayanamaz, o giderdi hocasının evine. Farsça, Osmanlıca...