| Yazar | : | Sema Eder |
| İsbn | : | 9756176466 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 337 |
| Ölçü | : | 16 x 23 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları |
Sema Erder'in Refah Toplumunda 'Getto' ve Türkler başlıklı kitabının ilk baskısını, 1980'lerin ikinci yarısında Avustralya'nın Melbourne kentindeki Türkiye kökenli göçmenlerin yerleşim ve uyum süreçlerini inceleyen doktora tezimi yazarken okumuştum. Doktora tezim bu çalışmadan yoğun şekilde beslenmiştir. Daha sonra uluslararası göç üzerine yazarken ve düşünürken sıklıkla bu kitapla ilişki kurmuşumdur. Son olarak, 2005 yılı sonbaharında, ilk okuduğumdan nerdeyse yirmi yıl sonra, Sema Erder'in bu kitabına yeniden başvurma gereği hissettim. Çünkü başta Paris olmak üzere Fransız kentlerinde gelen haberlerde Sema Erder'in sözünü ettiği göçmen gettolarından bir isyanın yükseldiği bildiriliyor, getto sözcüğü bu toplumsal olayları açıklayan bir kilit kavram haline geliyordu.
İsyanın kıvılcımını oluşturan ilk olay şuydu. 27 Ekim 2005 Perşembe günü Paris'in kenar mahallerinden Clichy-sous-Bois'da 10 liseli genç futbol maçı yapıyordu. Polisin kimlik kontrolü yapmak için gelmesi üzerine bu gençler kaçtılar, çünkü bazılarının kimliği yoktu. Bir elektrik trafo binasına saklanan üç genci elektrik çarptı. 17 yaşındaki Tunuslu Ziyad Benn ve 15 yaşındaki Malili Baanau Traore olay yerinde hayatlarını kaybetti. Saklanan gençlerin üçüncüsü, 17 yaşındaki Türkiyeli Muhittin Altun ise ağır yaralandı. Bu olayı protesto etmek için başlayan sokak olayları Paris'te 1968 öğrenci eylemlerinden bu yana gerçekleşen en büyük isyana dönüştü. Paris'ten Fransa'nın diğer kentlerine yayılan isyanda binlerce araç ve onlarca bina yakıldı, iki bine yakın insan gözaltına alındı, yüzlerce kişi yaralandı. Haftalarca süren bu olaylar Fransız kentlerinin gettolarında yaşayan göçmenlerin ve göçmen çocuklarının içinde bulundukları kötü yaşam koşullarına, ayrımcılığa, ırkçılığa ve dışlanmışlığa isyanı olarak yorumlandı. 2005'in son aylarında Fransa'da yaşananlar, insanlık tarihinin onca yüzyıldır bildiği bir olgunun, getto olgusunun bugün de farklı bir biçimde yaşamımızın parçası olduğunu göstermekteydi.